Geçtiğimiz haftaki yazımda Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutlamış, 50 inci yıldaki heyecanımı sizlere nakletmiştim.

Tam 50 yıl sonraki yaşadıklarımız ise çok farklı. 50 yıl önce Devlet bütün kurum ve kurallarıyla ağırlığını kutlamalara koymuş olmasına rağmen 100 üncü yılda cumhur bizatihi kendi bayramına el koydu, doya, doya o coşkuyu yaşadı ve yaşattı. Türkiye’nin her yerinde, yöresinde, kimi yerde halaylarla, kimi yerde horon, bar, zeybek ve Roman havalarıyla coştular. Belediyeler güçleri nispetinde, meydanlara sahneler kurdu, konserler verdi. Fener alaylarındaki coşku bugüne kadar gördüklerimizin hepsinin fevkindeydi.

Manisa’dan bir dostum millet iktidara da, muhalefete de “siz gölge etmeyin başka ihsan istemez, biz kendi bayramımızı kendi bildiğimiz gibi coşkuyla kutlarız” dedi, diyordu. Gerçekten de halk biz “İsrail’i telin, Filistin’e destek mitingine de gideriz, cumhuriyetin yüzüncü yılını da olması gerektiği gibi kutlarız” dedi. Sarıklısı, cüppelisi, başörtülüsü, türbanlısı, berelisi, şapkalısı mini eteklisi, şalvarlısı, kasketlisi, poşulusu, köylüsü, kentlisi, kadını, erkeği, yaşlısı, genci eline bayrağını alan akın, akın meydanlara koştular. Bisikletliler, motosikletliler, üçtekerler, caddelerde; tekneler denizlerde konvoylar oluşturdular unutulmaz gösterilere imza attılar. Bayrak yürütenlerin ucu bucağı görünmüyor, kilometrelerce uzayıp gidiyordu. Anıtkabir 1 milyon 182 bin ziyaretçiyle Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı.

Bir başka dostum da halkın bu coşkusunu yorumlarken, iktidara da muhalefete mesaj yolladığını söyledi. Halk muhalefetin beceriksizliği yüzünden çaresiz kalıp gene iktidar oy verdiğini ama cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına da, din bezirganlarına ve halkın özgürlüğüne ve yaşam biçimine müdahale etmeye yeltenenlere de geçit vermeyeceklerinin mesajını veriyordu. Bu mesajları iyi anlayanlar da algı noksanlığı olanlar da oldu tabii ki.

Manisalıların büyük abisi Sayın Bülent Arınç, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e övgüler yağdırıp Cumhuriyetin 100 üncü yılını kutlarken, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, bazı bakanlar ve parti sözcüleri de Atatürk adını anarak kutladılar 100 üncü yılı. Ancak bir milletvekilinin hacir altına alınıp, milletvekilliğinin bile düşürülecek nitelikteki beyanını ise sadece gülmekle geçiştirdik.

Tabi algı noksanlığından söz etmişken yüzüncü yıl kutlamalarında sınıfta kalanlarından söz etmezsek görevimizi yerine getirmemiş sayılırız.

Bana göre Diyanet sınıfta kaldı. Bayramdan önceki son Cuma namazında gene her zafer ve milli bayram günleri öncesi olduğu gibi hutbede Atatürk’ün adını anmadı. Sadece devlet büyükleri demekle yetindi. Hiç olmazsa Mustafa Kemal’in Balıkesir Zağnoz Paşa camiindeki hutbesinden bir cümle geçirmiş olsalar bile yeterdi. Bir de camilere bayrak asılmadığı iddiaları çok yayıldı. Ben birçok yerden tahkik ettim, doğrulayanlar da oldu ama özellikle köy camilerinin birçoğunda minarelere bayrak asıldığı da söylendi. Demek ki, vatanını, bayrağını, cumhuriyeti seven imamlarımız asmışlar ama bazıları da asmamış. Ben Milli Mücadeleyi cihat sayan, Ankara Uleması ve Müftü Börekçizade Rifat Efendi fetvasını Anadolu’da ilk ve Manisa’da tek onaylayan (Manisa Müftüsü Alim Efendi tutuklu olduğu için onaylayamadı) Demirci Müftüsü İbrahim Hakkı Efendi torunuyum. Biz büyüklerimizden öyle gördük, vatan, millet bayrak sevgisiyle yetiştik. Ben Diyanetin yerinde olsam bütün cami imamlarına genelge çıkarır bayrak asılmasını şart koşardım. Hatta büyükçe kentlerdeki merkez camilerinin bir hafta boyunca aydınlatılmasını ve mahyalara Cumhuriyetin faziletlerine ilişkin sözler yazılmasını emrederdim. Belki bu Cuma ders almış olurlar diye düşündüm ama hak getire.

Sınıfta kalanlar sadece bir taraftan değil karşı taraftan da sınıfta kalanlar yok değil. Yıllar öncesinden büyük emeklerle hazırlanan ve belki de bu konuda en fazla kafa yorulan, emek ve para harcanan Atatürk filminin, birkaç ay önce yapımcı Disney Channel tarafından yayından kaldırıldığı ilan edilmişti. Gelen tepkiler ve abonelik iptalleri üzerine Disney Channel’ın Türkiye’deki TV kanalı FOX TV de filmi 29 Ekim akşamı yayınlayacağını duyurmuş ve tepkileri en aza indirmişti. Ancak Türk halkı gene kandırıldı, FOX TV o akşam bir bölümü mü yoksa fragman mı ne olduğu anlaşılmayan kısa bir bölüm yayınladı, günlerdir de 3 kasımda sinemalarda gösterileceği dönüp duruyor. 7500 TL emekli aylığına mahkum bırakılmış milyonlarca emeklimiz yüksek bedellerle gösterilecek bu filmi nasıl izleyebilecektir? FOX TV yönetim kurulu üyesi dostumuz Engin Güner’e arz-ı halimdir; şirket yeterli gişeyi yaptıktan sonra bu yıl bitmeden filmi bütün olarak FOX’ta yayınlatsın.

Sınıfta kalan diğerleri ise Demirci’nin CHP yöneticileri. Demirci’den CHP’li bir dostumuz burnundan soluyarak beni aradı. Cumhuriyet bayramı kutlamaları büyük bir coşku içinde yapılırken Demirci’de CHP yöneticilerinden hiçbir kimse yokmuş. Meğerse o gün okul kardeşimiz Özgür Özel İzmir’de özel bir karşılama istemiş ve bütün ilçe başkanlarını İzmir’e çağırmış. Kimler gitti ben bilemem ama Cumhuriyetin kurucu partisinin asli görevi Cumhuriyet bilincinin layık olduğu şekilde yaşatılmasına öncü olmaktır. Sizin azifeniz genel başkan adayını karşılamak değil görev bölgenizde Cumhuriyet coşkusunu yaşatmaktır. Siz yoktunuz ama Demirci halkı fazlasıyla görevini yaptı. CHP ilçe binasında bile bayrak yokken, Demirci DP binasının önü ve etrafı bayraklarla donatılmıştı. Tebrik ederim.

Gözlemlerime ve bana aktarılanlara dayanarak 100 üncü yıl kutlamalarının kısa bir özetini geçtim sizlere. Sonuç: Halk, İktidarın da muhalefetin de fersah, fersah ilerisinde, vatanına ve devletine sahip çıkıyor. Yapılan CHP kongresinden de kim kazanırsa kazansın umudu ve beklentisi yok. Bekleyin, millet kendi iradesini ortaya koyarak kağıtları yeniden karıp ülkeyi huzura ve refaha kavuşturacak dışarıdan yönlendirilen projeleri değil kendi milli projesini ortaya koyacak. Bizler de onların yanında ve destekçileri olacağız.

Yasasın Cumhuriyet, yaşasın büyük Türk milleti. Kalın sağlıcakla…