Manyetik Rezalet

Türkiye'de 2015 yılında 836 Manyetik Rezonans (MR) cihazıyla 11 milyondan fazla MR taraması yapıldı. 2011 yılında hayata geçen ‘sağlıkta dönüşüm’ projesiyle kamu ve şehir hastaneleri, birçok hizmeti taşeron firmalardan sağlamaya başladı. Taşeron firmalara ise belirli sayıda MR çekim kotası sözü veriyor. Manisa’da da 7 hastane, bünyesinde barındırdığı MR cihazını hizmet alım yöntemiyle gerçekleştiriyor. Manisalı doktor vekil Tur Yıldız Biçer ve Manisa Tabip Odası Başkanı Hasan Semih Bilgin, bu durumu sağlıkta dönüşümün geldiği nokta olarak yorumladı. Biçer ve Bilgin, “Hastaneler hastayı müşteri olarak görüyor” dedi.




Türkiye 11 milyondan fazla MR taramasıyla dünya şampiyonu oldu. Üstelik, hastanelerdeki MR cihazlarının birçoğu da hastane bünyesinde değil. Cihazlar firmalar aracılığıyla kiralanıp hastanede kullanılıyor. Cihazın kiralandığı firmaya ise belirli bir kota sözü veriliyor. Görüntüleme hizmeti alımı ihalelerinde tetkik başına en düşük fiyatı veren firma ihaleyi alıyor. Hastaneler genellikle bir önceki yılın tetkik sayısına göre açtığı çekim sayısını belirliyor. Bu tetkik sayısı o yıl içinde tamamlanamadığında kamu hastanesi firmaya ceza ödüyor. Bu durum hastane yönetimlerini doktorlardan, gereğinden fazla tetkik istemeye yöneltiyor. Bir baş ağrısı için bile MR yazılıyor. İhalelerde özellikle MR cihazı ile günlük ortalama 70 adet tarama yapılacağı hesabı üzerinden açılıyor. Ancak bu rakam pratikte 150’den aşağıya düşmüyor.
1 CİHAZ İLE YILDA 14 BİN 215 ÇEKİM
1 MR cihazı Türkiye’de 150 hastaya işlem yaparken, bu rakam Avrupa’da 20. Yataklı tedavi kurumlarında 1 MR cihazı başına ne kadar görüntüleme olduğunu karşılaştıran istatistiğe göre ise Türkiye birinci sırada. 1 MR cihazı yılda 14 bin 215 çekim yapıyor. Radyolog sayısı ise Avrupa’nın çok altında. Türkiye’de 100 bin hastaya 5, 1 milyon hastaya 50, 10 milyon hastaya 70, 70 milyon hastaya da 3 bin 500 radyolog düşüyor. Toplam radyolog sayısı ise 4 bin. Tetkik yoğunluğundan tükenen radyologlar, 2 dakikada bir rapor okuyor.
MANİSA’DA 7 HASTANEDE TAŞERON CİHAZ VAR
Ülke genelindeki bu sıkıntı Manisa’da da göze çarpıyor. Edinilen bilgilere göre Manisa il genelinde toplam 7 hastanede MR cihazları taşeron firma aracılığıyla sağlanıyor.
SAĞLIK BAKANLIĞI MI HASTALANDIRMA BAKANLIĞI MI?
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz CHP Manisa Milletvekili Doktor Tur Yıldız Biçer, sağlıkta dönüşüm uygulamasının sonucunda bu duruma gelindiğine vurgu yaptı. Sağlığın ticarileştiğini dile getiren Biçer, “Bu durum sağlığın ticarileşmesinin bir göstergesi. Hastanelere başvuran kişilere hasta olarak değil de müşteri gözüyle bakılıyor. Sağlıkta dönüşüm programı yapıldı, 3 kuruma ayrıldı. Aynı sistemden, geçtiğimiz ağustos ayında yayımlanan bir KHK ile vazgeçildi. Ancak bu süre içinde sağlık konusu o kadar büyük bir hasar aldı ki geri dönülemez boyutlara ulaştı. Hastane ticarethane, hasta da müşteri gibi görülüyor dedik. Hastanelere yüzde 70 doluluk oranı sözü verilir oldu. Böyle bir söz verilebilir mi? Bu sözün anlamı, ‘Ben vatandaşımı hasta edeceğim’ demektir. Bu bakanlığın adı Sağlık Bakanlığı mı yoksa hastalandırma bakanlığı mı? Sağlık Bakanlığı’nın demesi gereken ‘Ben vatandaşımı koruyacağım’ ‘Vatandaşımın hastalanmasına izin vermeyeceğim’dir.” ifadelerini kullandı.
“KAR ODAKLI SİSTEM MR’A DA YANSIDI”
Sağlık hizmetinde kalitenin olmadığını ifade eden Biçer, “Günde 50 hastaya bakmak önemli değil, 50 hastanın kaçına faydalı olunduğu önemli. Sistemin ana amacı kar olunca kaliteden bahsedilemez. Şehir hastaneleri açılıyor. 5 yıldız kalitesinde olduğunu söylediler. Ancak buradan hizmet alan vatandaşlar fazladan para ödeyecek. Bazı ilaçların parası ödenmediği gibi, hastanedeki hizmetin de bir kısmı ödenecek, kalanı vatandaşın cebinden çıkacak. MR da sistemin getirdiği bir sonuç tamamen kar odaklı çünkü ona göre taahhüt veriliyor. Olan hastalara oluyor. Sağlıkta dönüşüm sisteminin başından beri bu sıkıntı var.” dedi.
“DOKTOR MR’A GÖNDERMEYE MECBUR KALIYOR”
Hastanelerin MR cihazlarını taşerondan alırken belli bir kota sözü verdiğini, bu nedenle de dolaylı olarak hekime baskı yapıldığını söyleyen Biçer, MR çekimlerinin artmasının muayene sürelerinin kısalığına da bağladı. Biçer sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlık çalışanları için performansa dayalı bir sistem var. Ben çalışırken de öyleydi. 5 dakikada bir randevu atıyor sistem. Bu 5 dakikada ne yapılabilir? Hastanın oturup kalkması, ‘Şu şikayetim var’ demesi zaten 5 dakika. Bütün gelişmiş ülkelerde bu sistem 20-30 dakika arasında. Doktorlar da 5 dakika içerisinde hastayı dışarı çıkarması gerekiyor. Mecburiyetten dolayı doktor da ‘Bari MR’a gitsin, sonucunu geldiğinde bir kez daha kontrol edeyim’ diye düşünüyor. Bir sistemde kalite olmazsa, sistem sağlık çalışanına ‘bugün kaç hasta baktın?’ diye sorarsa hiçbir hasta sonuca ulaşamaz.”
“ÇOK VE HIZLI MR SAĞLIKSIZ SONUÇ DEMEK”
Yıllık MR çekim sayısının ortalamanın çok çok üstünde olduğunu ifade eden Manisa Tabip Odası Başkanı Hasan Semih Bilgin de “Türkiye MR çekiminde dünya şampiyonu. 2015 yılı rakamları bunu söylüyor. Bu ilk başta, kapasitenin üzerinde bir çekim yapıldığını gösteriyor. Hızlı çekim demek kalitenin düşmesi demek. Böyle olunca da alınan sonuçlar sağlıklı olmuyor. Teşhiste gecikme yarabilir. İkincisi de çekilen MR’ın okunması konusunda sıkıntı yaratıyor. Çünkü bunları okuyan radyolog sayısı belli ve onlara daha fazla iş yükü getiriyor.” şeklinde konuştu.
“SAĞLIK ÇALIŞANINA DA EKSTRA YÜK”
Sağlık Bakanlığı’nın, sağlık konusuna rakamsal baktığını ve hastaneye başvuran hasta sayısını baz aldığını kaydeden Bilgin, “Sağlıkta dönüşümün başından beri bir konuya dikkat çekmiştik. Bakanlık bazı rakamlarla övünüyor. Kişi başına sağlık başvuru sayımız OECD ülkelerinin ortalamasının üstüne çıktı. Bu rakamları yakalamak önemliydi belki ama üstüne çıkması olması gerekenden fazla başvuru olduğunu gösterir. Böyle olunca da niteliksel hizmet yerini niceliksele bırakıyor. Sayıların artması nitelikli hizmet demek değildir. Sağlık çalışanları açısından da bakmak gerekiyor. Gereğinden fazla iş yüküne maruz kalan sağlık çalışanları yıpranıyor.” dedi.
“HEKİMLERE DOLAYLI BASKI”

Bilgin sözlerini şöyle sürdürdü: “MR cihazları genellikle hizmet alım yöntemiyle kullanılıyor. Hizmet alımı özel sektörden sağlanıyor. Bunun karşılığında da bir bedel ödeniyor. İhtiyaca göre kurumlar her yıl anlaşma yapar. Belli bir rakam üzerinden anlaşılır. Böyle olunca da hekime dolaylı yoldan baskı uygulanır kotanın doldurulması için. Muayene süresinin de kısa olması nedeniyle hekim hastasını MR, BT gibi radyolojik testlere yönlendirebilir. Sağlık alanında özel sektörün ağırlığı azımsanmayacak bir boyuta ulaştı. Yarıya yakın bir hizmet sunumu özel sektör tarafından karşılanıyor. Hastane özel sektörle anlaşırken belli bir kota sözü veriyor. Bunda hastane de kazanıyor. Çünkü SGK’dan yeterli ödemeyi alamıyor.”
“SAĞLIĞA ÖZEL SEKTÖRÜN GİRMESİ, HASTAYI MÜŞTERİ YAPIYOR”
Sağlığın, insanın en doğal hakkı olduğunu ve anayasal güvence altına alındığını sözlerine Ekleyen Bilgin, son olarak şunları söyledi: “Ama siz sağlığı genel bütçeden yürütmeyip hizmet alımı yolunu seçerseniz bu tür sıkıntıların olması kaçınılmazdır. Devletin hizmet satın alım yoluyla finans yönetimini seçmesi, sağlığın piyasaya açılması anlamını taşıyor. Alınıp satılan bir şeye dönüşüyor. Bu durumda da hastaya müşteri gözüyle bakılıyor.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.