16 Temmuz 2019 Salı - 13:20:23

SON DAKİKA

VARSA VAR DEMEKTİR; YOKSA YOKTUR!

NACİ AKIN

26 Eylül 2018 Çarşamba | 1521 Okunma


Türkiye son birkaç aydır doları konuşuyor, şimdilerde de YEP konuşuluyor. Doğrusu bilen de konuşuyor bilmeyen de. Ciddiye alıp fikir üreten de var, alaya alıp dalga geçen de. Perde gerisinde duruma kıs kıs gülen fırsatçılar da var, ithal girdiyle üretim yapan, kıt kaynaklarla yatırım yapmaya çalışan şimdi de kara kara düşünen yatırımcı da var. Anlayacağınız ekonomik durum hiç de iç açıcı değil. Borç yapılanması, konkordato, iflaslar almış başını gidiyor. Bu durumu yaşamak istemeyenler ise yol yakınken kepenk indirmeyi tercih ediyor.

            Peki ekonomik kriz var mıdır? İktidara göre yoktur. Kimine göre psikolojiktir, kimine göre manipülasyon. Esnafa, tüccara, pazara çıkan bacılarımıza, teyzelerimize, vatandaşa sorarsan bal gibi de vardır. Bu sorunun cevabı belki de merhum Süleyman Demirel’in siyasi sözlüğe girmiş birçok özlü sözünden birinde aranabilir. “Varsa var demektir; yoksa yoktur”

            “Varsa var demektir” ne demektir? Belirtileri varsa, sonuçları görünüyorsa, devletin kurumlarında ve ekonomik programlarında zımnen de olsa bir kabul varsa, devlet tedbir almak, kemer sıkmak, gereği duyuyorsa kriz var demektir. Varsa, yok diyemezsiniz. Manipülasyondu, psikolojikti, dış güçlerin saldırısıydı falan diyemezsiniz. Kriz sözcüğünden hoşlanmıyorsanız “geçici bir durumdur, üstesinden geliriz, atlatırız” falan diyerek gerekli tedbirleri alıp kemerleri de sıkarsınız. Kemer sıkmaya da önce devletin zirvesinden başlarsınız.

            Belirtiler, sonuçlar var mıdır? Hep birlikte bakalım. Enflasyon yıllar sonra 17-18’leri gördü. Resmi rakamlar böyle diyorsa da mutfaktaki enflasyon bir önceki yıla göre neredeyse %100’e yaklaşmış. Kahrolası dış güçler, Silifke’de çiftçinin tarlasındaki domatese, bostandaki kavuna, karpuza tavuğun altındaki yumurtasına bile zam yapmışlar. Sebepleri belli mi? Alınması gereken tedbirler belli mi? Bizce bellidir. Üretene, çalışana, katma değer yaratana, değer vermez ithalata yönelirseniz olacağı budur.

            Koca, koca holdingler, şirketler aylar öncesinden ödeme güçlüğüne girdiler, borç yapılandırmasına gittiler. Paralarının bir kısmını da yurt dışındaki şirketlerine transfer ettiler. Yandaş firmalar bile güvenmeyip yurt dışında emlak yatırımlarına giriştiler, hatta bir tanesinin Londra’da koca bir mahalleyi satın aldığı söyleniyor.

            Geçtiğimiz birkaç hafta içinde deri ve ayakkabı sektöründe üç tane dev gibi firma konkordato ilan etti. Bir diğeri ise daha birkaç yıl öncesinden bu durumu görerek imalattan çekildi yabancı markaların perakendeciliğine soyundu. Şimdi o da AVM’lerdeki mağazaları birer birer tasfiye ediyor. Sırada başkaları da var mı? Bilmiyoruz. Bunlar basına yansıyanlar, KAP’a bildirilenler, bir de kamuoyuna yansımayanlar var. Allah sonumuzu hayır etsin.

            Enflasyon bu denli yükselirken, doların artışı palyatif tedbirlerle frenlenmeye çalışırken, faiz artırdı diye kusuru Merkez Bankasına yükleyemeyiz. Bağımsızlığını sorgulayıp, ne zaman enflasyon tahminleri tutmuş ki, diye eleştiremeyiz. Zira Merkez Bankasının ekonomi politikalarına, idari iş ve işlemlere müdahale yetkisi yoktur. O iş hükümetlerin, bakanlıkların, kurumların işidir. Bulgaristan’dan saman, Sırbistan’dan besmelesiz et, güney Amerika’dan şarbonlu hayvan ithalatına Merkez Bankası mı karar vermiş? Ekmek, simit zamlandı, çünkü Türkiye’nin buğday üretimi düştü. Sebebi, çiftçinin mazotuna, gübresine, ilacına gerekli desteği vermedik, hem verim düştü hem de mahsulü kurtaracak fiyat verilmediği için ekim alanları daraldı. Şimdi buğday yetmiyor, Türk köylüsüne vermediğimiz desteği misliyle yabancı ülkelerin çiftçilerine verip iki misline yakın fiyatla buğday ithal ediyoruz. Türk köylüsü, domates, biber, salatalık, patlıcanda bile İsrail’in zürriyetsiz tohumlarına muhtaç edildi. Bunlara da mı Merkez Bankası karar veriyor?

            Kim ne derse desin, üretim artmadıkça enflasyon düşmez, döviz de düşmez. Çiftçinin, köylünün hali böyleyken sanayici farklı mı? Onlar da artık eskisi kadar üretmiyor. Fabrikalar yıkılıp birer birer AVM oluyor. Son örneği asırlık ayakkabıcı Togo. Ayakkabı fabrikası şimdi TOGO Towers olarak yükseliyor. İşçisiyle, hammaddesiyle, kredisiyle, alacağıyla, borcuyla kim uğraşacak? Dikersin kuleleri, rezidansları, AVM’leri ondan sonra gelsin kiralar, paralar. Ancak, kazın ayağı hiç de öyle görünmüyor. Kiralar TL’ye döndü, iyi de oldu. Eh! Gelir beklentileri de kısmen suya düştü. Hızlı büyüyen inşaat sektörü zor durumda, fiyat kırmalarına rağmen yaptıkları satılmıyor. Doların yükselişi inşaat maliyetlerini de artırdı ama kimsede alım gücü kalmadı. Allah sonumuzu hayır etsin.

            Gelelim YEP’e. Adı ne olursa olsun, bu bal gibi de orta vadeli program. Ben programı didik didik ettim, üretimi artıracak ciddi tedbirleri göremedim. Büyüme hedefleri gerçekçi değil, zaten bundan önceki OVP’lerin de hiçbiri tutmadı. YEP’de Sayın Cumhurbaşkanının daha önceki söylemlerine ve önceki OVP’lere göre ciddi şekilde geri adımlar var. Bu zımnen de olsa krizin kabulü anlamına gelir.

            Sayın Cumhurbaşkanı 20 Ocak 2011’de; “Önümüzdeki 12 yıl içinde, Millî Gelirimizi en az 3 kat artırarak, 2023 yılında ‘2 trilyon Dolar’ seviyesine, ‘kişi başına düşen Milli Gelirimizi’ de ’25 bin Dolar düzeyine ulaştırmayı hedefliyoruz” demişti. Oysa YEP 2021 yılında kişi başına gelirin 10.973 dolar olacağını öngörüyor. Yani ancak 2017 yılındaki seviyeyi yeniden yakalayabileceğiz. Bu kadar eskiye gitmeyin derelerin altından çok su aktı denilebilir. Öyleyse Sayın Erdoğan’ın geçen yıl ki söylemine bakalım. 23 Mart 2017’de “2016 yılı sonu itibariyle 11 bin dolar olan kişi başı milli gelirimizi 2023 yılında ’22 bin Dolar’ düzeyine ulaştıracağız” diyordu. YEP’de 2023’e ilişkin bir öngörü yok ama 2021 öngörüsü bile geçen yılın altında.

            Ekonomik program hedeflerinde her zaman sapmalar olabilir ama %100’ün üzerinde sapma olursa bu başka bir şeydir. 16 yıldır ülkeyi aynı iktidar yönetiyor. Hangi söyledikleri doğrudur, dün mü, bugün mü? Ya da hiç biri mi? Siz karar verin.

            Ben bu kısacık köşede piyasadaki reel durumla, YEP’deki öngörüleri dile getirdim. Kendimden bir şey katmadım. Kararı sizler verin. Kiriz var mıdır? Yok mudur?

            Varsa var demektir; yoksa yoktur…

            Kalın sağlıcakla…  

           

NACİ AKIN

26 Eylül 2018 Çarşamba | 1521 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

15 TEMMUZ'DA MEYDAN TIKLIM TIKLIM DOLDU!
SIYASET
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Manisa'da "15 Temmuz Milli Birlik Yürüyüşü" ve ardından Cumhuriyet meydanından program düzenlendi
16.7.2019

174

MUSTAFA ÇAKIR MANİSA BBSK'DE
SPOR
Manisa Büyükşehir Belediyespor, kadrosunu stoper takviyesiyle güçlendirdi.
16.7.2019

145

BÜYÜKŞEHİR SEZONU AÇTI
SPOR
2019-2020 futbol sezonunda TFF 2. Lig Beyaz Grup'ta mücadele verecek olan Manisa Büyükşehir Belediyespor, Afyon'da yeni sezon hazırlıklarına Teknik Direktörü İlker Püren yönetiminde dün akşam yaptığı antrenmanla başladı.
16.7.2019

151

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks