19 Eylül 2019 Perşembe - 08:29:38

SON DAKİKA

Zeytin… Jeotermal

ENİS ÇANLI

10 Temmuz 2019 Çarşamba | 914 Okunma


Kuran'da adı geçen meyvelerden (diğerleri incir, nar, hurma, muz, üzüm) birisi olan zeytin, tabiatın mucizesi, adeta "hayat iksiri".

2019 ZEYTİNİN KARA YILI OLACAK GİBİ

Zeytinde işler iyi gitmiyor.

Yeşil zeytinin akıbeti bu yıl ne olur, pek kestiremiyorum.

Son iki yılda siyah zeytinde bütün dengeler altüst oldu.

2017 üretim yılında rekolte azlığı, üstüne de harp yüzünden Suriye’den “kaçak” zeytin girişi de olmayınca zeytinci fiyatları adamakıllı yukarılara çıkarttı. Tarih yazmamıştır ki siyah zeytinin iyisi dalında 10 lirayı geçsin. Haliyle zeytinyağı da 20 lirayı geçti.

Ne oldu? Pembe hayal rüzgarı bir sene sürdü.

2018'de yine aynısı olacak sanıldı, olmadı. Neden mi?

Hani o Afrin-El Bab bölgesi var ya, "Suriyeli kardeşlerimiz";      Türk ordusu o bölgeleri terörden temizleyince yöre halkı tüm Ege bölgesinin ürettiği miktar kadar, kendileri de zeytin ve zeytinyağı üretir oldular.

Büyük çoğunluğunu da devletimizin izniyle "sınır ticareti" adı altında Siirt, Mardin, Urfa, Antep, Hatay, Adana, Malatya, Elazığ, Adıyaman, Mersin illerine satmaya başladılar. Kazandıkları para ile de savaş yüzünden ellerinde olmayan ne varsa bu illerden alıyorlar.

Ya sen bu sene ne yaptın Türkiyeli, özellikle Manisalı zeytinci kardeşim?

2017 mahsulü zeytinin pazar fiyatı uçunca tüketim azaldı. Bir kısmı 2018 yılına devretti. Şöyle söyleyeyim:

2019 zeytin hasat sezonuna 2018 yılı zeytinin yarısı stokla gireceğiz. 2019 yılı rekoltesi de yüksek çıkacak, tahminler o yönde.

Kısacası yeni sezondan sonra gelecek sene ve öbür sene hiç siyah zeytin toplamasak bile ülkenin 2-3 yılda anca tüketeceği zeytini olacak.

Bu zeytinci için felaket değil de, ne?

Kuru üzümdeki gibi zeytinde "stok devri" biraz zor olur. Kuyuda yoğun tuzda çok bekleyen zeytini kimse almaz, yemez! Bu fiyatlara, bu kadar zeytini zenginin sofrasında da tüketemezsiniz!

"Fakirin azığı" siyah zeytini 20 liranın üstünde peynir fiyatına satmaya kalkışırsanız, fakir kahvaltıda kilosu 7 liralık çökelek ve loru yer, 17 liralık zeytinyağı yerine ithal rafine ayçiçek yağını 7 liraya alır, yemeklerinde, salatalarında kullanır.

Böyle gidecek olursa şimdiden söyleyeyim, bu sene Akhisar ve körfez bölgesinde ham zeytin, işçilik parasını bile çıkartamaz, dalında kalır! Çünkü tüccarın ve işletmecilerin düşük fiyatlara bile siyah zeytinin hepsini alacağı şüpheli. Hatta bu krizde hiç sanmıyorum.

Mesela, “Mekke’de dilenip, Medine’de dağıtan dilenci misali”, et ithal eden, ama Kızılay eliyle Afrika’ya kurban eti gönderen devletimiz ve vakıflar, vatandaşın ve işletmelerin elinde kalan zeytini alıp, göndersin. Hem de hiç vakit kaybetmeden.

ZORLUK ÇIKARTMAYIN

Manisa valiliğinin ve tarım il müdürünün basını bilgilendirme toplantısında “tarım işçilerinin ovaya taşınmasında alınacak tedbirler” açıklanmış.

Bir çiftçi olarak duyarlılıklarından dolayı Vali beye teşekkür ederim.

Yalnız bu tür toplantılarda masanın bir ucunda konunun muhatabı olan biz çiftçilerin temsilcisi “Ziraat odası başkanı veya bir yetkilisinin de” olması gerekirdi.

Hoş, gerçi olsa ne anlatacaktı, o da ayrı muamma, ama dünyadan bir haber bürokrasi ve odamızın Sayın Valiye aktarmadığı en önemli verileri de müsaadenizle ben açıklayayım:

Manisa ilinde 40 bin ailenin geçimini yaklaşık 750 bin dekar alandan temin ettiği bağ var.

Buna yıllara göre değişen en az 100 bin dekar domatesi de ilave edebiliriz.

Her iki üründe “yoğun işçi-emek” çalışması gerektiren işler. Üstelik aynı dönemde hasat ediliyor. Yani 15Ağustos 20-Eylül arası.

Yaklaşık bu bir aylık hasat periyodun da Manisa ovasında sabah 07.30, akşam 17.00 arası tarlaya, bağa çalışmaya giden-gelen ilave işçi sayısı 100(yüz) bin kişi civarında.

Bu bir aylık zaman içinde zahmet olacak, birileri ucuz fiyata kapalı servis araçları temin etsin! Bizler insan düşmanı değiliz, işçimizi sabah bağa, tarlaya, akşamda kalacakları yere taşıyalım!

Yatılı işçilerin gittiği en uzak mesafe 3-4 km. Gündelikçi işçiler zaten köy minibüsleri ile taşınıyor.

Çiftçi vatandaşınıza en sıkıntılı günlerinde eziyet ettirtmeyin Vali bey!

Oturdukları koltuklardan ahkam kesenler yerine lütfen saha da çalışan bizlere de kulak verin!

Jandarma ve polisten kaçmak için asfalt yerine dar ve tozlu tarla arası yollarda işçi taşıyacakların kaza yapmalarına davetiye çıkartmayın!

JEOTERMAL VE GELİYORUM DİYEN FACİA

Bu şehirde Çevre Müdürlüğü var mı? Var!

Bu şehirde Halk Sağlığı Müdürlüğü var mı? Var!

Bu şehirde İl Tarım Müdürlüğü var mı? Var!

Bu şehirde basın ve görsel medya var mı? Var.

KÖR MÜ OLDUK?

YOKSA UYUYORMUYUZ?

Kısa adı JESDER olan “jeotermal elektrik santral yatırımcılar derneği” başkanı şehrimize gelip, Manisa’da basın toplantısı yapıyor, jeotermali öyle bir anlatıyor ki, zannedersiniz Manisa’nın daha doğrusu Salihli, Alaşehir ve Sarıgöl’ün üzerine “sülfür gazı” yerine “sarı lira” yağıyor!

Nedense ilgilisi devlet kurumlarından ses, seda yok!

JESDER Başkanından inciler:

“Jeotermalin enerji arzına, ulusal gelire faydası varmış. El-hak doğru! Ya üretim safhasında yaşananlar?

Ne zararı var-mış? Ne olmuş yani ortalık biraz çürümüş yumurta gibi sülfür kokuyorsa-mış, her taraf delik deşik edilerek yeni sondaj kuyuları açılacak-mış, buharı atmosferin çok yukarılarına veriyorlar-mış(?). 5 milyar dolarlık yatırım yapacaklar-mış. Elektrik üretecekler-miş. Mış, miş.

Muhteremler biz Manisalıları bu kadar kör, aptal ve cahil mi sanıyorlar acaba?

Hadi yetkililerimiz bürokrat. Yarın bir gün tayin, ya da emeklilik, kendi memleketlerine dönecekler. Ya biz burada yaşayacak olanlar? Manisa’nın halkı, biz ne halt yiyoruz?

Aydın’da incir, Denizli’de zeytin, nohut, Manisa’da üzüm bahçeleri perişan oldu, olmaya devam edecek. Bu ne gamsızlık arkadaş?

Doğma büyüme 60 yıllık çiftçiyim, hayatımda böyle “büyük yalan” görmedim. Her yerde adı “jeotermalle ısıtılan sera” olan tarımsal işletmelerin Alaşehir’ de kurulacak olanının süslenip, paketlenip adı “organize sera sanayi” oldu. O da toplamda 1800 dekar alan. İstesiniz de ilave yapacak yer yok. Çünkü her yer üzüm bağı.

Yeni bir yalan ve göz boyama da “bağların üstünün kapatılıp “sera tarzı erkenci üzüm üretmek”.

Açık alanda nemden kaynaklanan külleme denilen hastalığa çare bulamayanlar, örtü altında delirecek bu hastalığı nasıl yönetecekler, doğrusu şimdiden merak etmeye başladım.

Kısmet olur bir gün size ata memleketim Gördes dağları ve yeşil ormanlarındaki “NİKEL ve SÜLFİRİK ASİT KATLİAMINI” yazarım.

Bu ülkenin ve devletinin ekmeğini yiyip, nasıl “haram körlük” yapılıyor, sizde öğrenin, bol, bol dedikodusunu yaparsınız!

Bu şehrin havasından kaynaklanan bir IQ sorunu var. Orası kesin!

ENİS ÇANLI

10 Temmuz 2019 Çarşamba | 914 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks