20 Nisan 2019 Cumartesi - 12:00:44

SON DAKİKA

PARA-KREDİ MUSLUĞU

ENİS ÇANLI

3 Şubat 2019 Pazar | 566 Okunma

İktisatta okurken en çok zorlandığım iki ders, işletme ve borçlar hukuku, sevdiklerimin başında gelen ise, makro ekonomi ile para-kredi dersleri geliyordu.

  Bugün izniniz olursa, biraz mesleki ahkam keselim. Tabii her zaman ki gibi teknik kelimelere ve rakamlara çok boğmadan yazalım.

  Günümüz ekonomileri, özellikle likidite akışı üzerinden ağırlıklı olarak Dolar'a endeksli yürütüldüğünden, giderek monopol bir ekonomik yapıya, yani “tekelci-kartel sermaye” yapısına dönüştü.

  Sanayi devrimi sonrası, özellikle 1973 petrol krizinden sonra (varili 2 dolardan 9 dolara çıktı) dünya üretim ve ticareti, mali piyasalar üzerinden bilinen klasik teori ve uygulamaları birer, birer yok sayarak hepsini izole etti, sonucunda da "global" palavrası ile bugünkü içinden çıkılamaz kaosa sürüklendi.

  Dünyada “dolarizasyon” temelli ekonomik akımın sihrine kapılan bizim gibi ülkelerin refah düzeyini, kontrol altında tutmak için hiçbir zaman 10 bin dolar seviyesinin üzerine çıkmasına izin verilmedi.

  Hiç bir kurala bağlı olmayan, gücü yetenin güçsüzü acımasızca ezdiği bir düzenin dünyayı allak bullak ettiğini bilmeyenimiz yok. Dünyanın yarısı aç, yarısı tok. En son örnekler olarak insanların dünyanın zengin ve güçlü ülkelerine göç etmesini, başkan Trump’un Venezuela’yı yok etmeye çalışmasını, biz dahil pek çok ülkeyi, “ekonomik olarak sizi mahvederim” tehdidinden de anlayabiliriz.

               MAKRO EKONOMİ VE KREDİLENDİRME

  Bir ülkede, bankaların kullandırdığı her 100 liralık kredinin 6.5 lirası, yıl içinde kur, enflasyon, arz-talep dengesizliğinden dolayı borç takibi ve kısmi batığa dönüşmüş ise, olağan karşılanmalıdır.

  Eğer bu rakam 10 liraya çıkarsa alarm, 20 lira ve üstüne çıkarsa “ev yanıyor, itfaiye söndürse bile geriye enkaz kalır” demektir.

  Peki, ülkemizde durum ne diyorsanız, yazmama gerek yok, zaten görüyor, biliyorsunuz.

  Bir ülkenin tüm bir yıllık üretim hasılası 100 lira ise, bunu kazanmak için 65 lira kredi kullanılıyorsanız, bu kredi içinse 20 lira faiz ödüyorsanız, kalkınmaktan bahsedeni sopa ile dövmek lazım. Ve de o ülkedeki ekonomik üretim alanlarında faaliyet gösteren tüm firmaların "sermaye yapıları zayıf ve kırılgan, karları, dolayısıyla da vergi matrahları düşük çıkar” dememiz, yanlış olmaz.

                      REEL EKONOMİ

  Beni en çok sinirlendiren bir konuyu ekonomist gözü ile size de değerlendireyim. Zira, gözden kaçırılmayacak kadar önemli bir durum.

  Hiç merak ettiniz mi?

  Fiat, Mercedes, Opel, Renault, Peguet, Ford, BMC, GMC, Toyota, Honda gibi otomotiv devleri,

  Arcelor Mittal, Nippon stell, Baostell gibi demir-çelik devleri,

  Aramco, Gazprom, Shell-Mobil, Exxon, Total, BP, Chevron gibi petrol devleri,

  ICBC(Çin), JP Morgan, Bank of America, Wells Fargo, HSBC gibi bankacılık devleri,

  Lockheed Martin, BEA System, Northrop Grumman, Boeing, Airbus, Thales gibi savunma sanayi devleri,

  Kellogs, British Foods, Coco Cola, Danone, Mars, Nestle gibi gıda devleri,

  Microsoft, Apple, Google, Facebook, Amazon, Alibaba gibi bilişim devleri,

  inanılmaz derecede güçlü sermaye yapılarına sahip olmalarına rağmen hiçbirisi büyüdükleri ve güçlendikleri sektörün dışında başka bir sektörde direkt olarak kendi başlarına yer almamışlar. Neden acaba?

  Çok karlı başka sektörler olmasına rağmen kendi öz sermaye yapılarının gücünü bölmeye, başka alanlara nedense saldırmıyorlar. Yapsalar bile, çoklu ortağı olan şirketlere azınlık payları ile dahil oluyorlar.

  Bizde ise tam tersi.

  65’li yıllardan sonra adına “holding” denilerek, aslında açgözlülüğün dik alası olan yapılarla kör-topal sanayileşmeye gayret ediyoruz.

  Türkiye ve sanayi deyince aklınıza gelen kimler desek, üç aileyi anında söylersiniz: Koç, Sabancı, Eczacıbaşı. Benzeri durumda olan irili ufaklı bir yığın diğer sanayici gurupları ve aileler de var.

  Onlarca fabrikaları olan, ülkemizin sanayicilikteki omurgasının devletten sonraki en büyük çatısı, adlarının da arkasında “holding” kelimesi olan yapılar sizce ne kadar güçlüler?

Her birisi onlarca farklı sektörde iş yapıyorlar. Sektör tökezlerse, elden çıkarıp, karlı başka sektöre kayıyorlar. Ülke çapında sermaye yapılarına bakınca büyük, dünya ölçeğinde bakınca da incir çekirdeğini dolduramayacak kadar küçükler.

  O yüzden tamamını sermaye bazında topluyorsunuz, mesela bir Microsoft kadar bile yapmıyor. Hiçbirisinin global ölçekte bir markası yok! Neden?

Çoğu know-how tarzı çalışan sözüm ona yerli devlerimiz. Uluslar arası rekabet gücünden yoksun, öz kaynak sıkıntısı yüzünden sürekli yabancı banka kredileri ile işini sürdüren veya yabancı ortakla çalışmak zorunda kalan firmalar.

       ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORÇ MUAMMASI

  Ekim 2018—Temmuz 2019 tarihleri arasında ödenmesi gereken “özel sektör dış borcu” tam 146 milyar dolar(?).

  Kafanız karışmasın! “Vay canına” demeyin! Yazalım.

  İç piyasa daralıyor, üretimde yavaşlama var, ama ihracat artıyor, sektörlerin ağababaları sessiz, biraz tuhaf değil mi? Sakın “hepsi iktidardan korkuyor” demeyin, aptal konumuna düşmeyin!

  Bu kadar borç nasıl ödenecek? 5-6 ay öncesine kadar her şey takır, takır yürüyordu.

  Merak etmeyin, özel sektör bu borcunu kapatır, kapatacak gücü de fazlasıyla var!

  Koca, koca holdingler ihracat yapıyor. “Peki, nerede bu dövizler, neden yurda dönmüyor” demeyin, yeri, yurdu belli.

Dolarlar ülkeye off-shore hesaplardan, ünlü yabancı bankalardan, başka isim adı altında ya da herhangi bir gerçek isim altında geri geliyor, ama kaynak veya yabancı sermaye olarak değil.

  Yüksek faiz getirisi için devlet tahvillerine ve bankaya yatıyor. Kemiksiz, kılçıksız veya düşük vergi, vergi muafiyeti gibi enstrümanlarla.

  Holdinge para mı lazım? Dış piyasalardan düşük faizli, sendikasyon dolar kredisi kullanılıyor. Faiz+libor ödenecek değil mi? Faiz yükünü kurumlar vergisinden düştüğünüz zaman doların maliyeti de otomatikman düşüyor.

  Faiz geliri ve maliyeti düşük yabancı sermaye dolar kredisi. İhracat yapıyorsun diye devletten aldığın düşük faizli dövize endeksli eximbank kredisi de kadayıf üstü kaymak.

  Bu aralar ülkeye gelen yabancı sermaye, senin “dünyanın en yüksek faizine” geliyor, güvenilir olmana değil!

  “Nasıl ödenecek bu dış borçlar” diyen “salaklara” duyurulur!

 

ENİS ÇANLI

3 Şubat 2019 Pazar | 566 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İÇİN BİR İŞBİRLİĞİ DAHA
GÜNDEM
Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü arasında öğrencilerin uygulamalı olarak öğrenmelerini sağlayacak bir protokol imzalandı
19.4.2019

48

İŞSİZLİKTE KORKUTAN RAKAMLAR
GÜNDEM
Manisa'da Ocak ayından mart ayına kadar kayıtlı işsiz sayısı 13 bin 547 kişi arttı
19.4.2019

53

SALİHLİ'DE TOPLUMSAL FARKINDALIK OLUŞTURMA ETKİNLİĞİ
GÜNDEM
Salihli Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nin ortaklaşa düzenlediği ruh sağlığı hastalarına yönelik damgalama ve toplumsal farkındalık oluşturma konulu etkinlik yoğun ilgi gördü.
19.4.2019

52

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks