22 Şubat 2019 Cuma - 03:13:02

SON DAKİKA

NE ÜLKE AMA

ENİS ÇANLI

4 Kasım 2018 Pazar | 470 Okunma

Türkiye "muz cumhuriyeti, aşiret devleti değildir"!

  Başta sayın c.başkanı olmak üzere pek çok devlet adamımız ve siyasetçimiz bu ve benzeri cümleleri sık, sık kullanır.

  Bende ülkesini seven, vatandaşlığına bağlı ve sadık birisi olarak bizi yönetenlerin bu söylediklerine inanmayı çok istiyorum, da(?).

             KÖR-TOPAL GİDİŞAT

  Ne hikmetse 10-15 yılda bir ya siyasi, ya da ekonomik kriz sakata geliyor, tökezliyoruz. Peki, neler ve kimlerden kaynaklanıyor dersiniz?

"Devlet yönetimi siyasilere bırakılmayacak kadar önemli" diyoruz da, bürokrasimizin küflenmiş, köhneleşmiş halini görünce bu sözün bir anlamı kalıyor mu?

  Ülkenin çarklarını işletmeyi, çalışmayı 08.00-17.30 arasını saniyesi saniyesine uzatmadan, haftanın beş iş günü zanneden zihniyetle, bu işler çözülür mü? Yılın 1/3’nü “tatil zihniyetinde” geçiren kamu sektörü ile geleceğimizi inşa edebilir miyiz? Yıl sonu tahmini enflasyonu yüzde 28.5 olan ülkede huzur kalır mı?

  Günlük yaşamlarımızda devletle temasımız okul, trafik polisi, nüfus, tapu, vergi dairesi, resmi banka çerçevesi ile sınırlı insanlarız. Siyasi erki ele geçirip ülke hakimiyeti ve yönetiminde söz sahibi olunca da, ne yapacağını bilemeyip şaşıranların yönetimde olduğu bir ülkede olmak, kimseye hiç tuhaf gelmesin!

  İşlerin “arapsaçına” dönüşeceğini bildiğimiz halde, o zaman aynı kişileri defalarca seçmemizin mantığı ne?

        ÖZÜR DİLERİZ, YANLIŞ YAPMIŞIZ!

  Ne baba “günah çıkarma” yöntemi. Özür… Bu kadar basit mi? İki konunun özrü olmaz. Birisi cinayet, diğeri ülke yönetimi.

"İfade özgürlüğü ve hürriyeti" kapsamında aksamaları ve fahiş hatalar yapanları yüzlerine karşı eleştirmek ya da yazma hakkımızı kullanırken neden korkuyoruz?

  Aslında sosyoloji-psikoloji-felsefe-mantık korelasyonel dengesini doğru algoritmalar ışığında değerlendirmeyi bir becerebilsek, sorun çözmede sonuç alacağız da, yönetenlerde o bilgi ve irade var mı?

  Neden, niçin ya da sebep, sonuç ilişkisini bir türlü çözemedik.

  Çünkü özgürlüğü devlete hakaret etmek, sövmek zannedenler yüzünden. Yönetenleri, kanaat sahibi kişileri aşağılamak, küfür etmek, yok saymak gibi fiiller yüzünden. Anayasayı hem yöneten, hem de yönetilen olarak çiğnemeyi marifet ve cesaret saymak yüzünden. Ucuz adi, sıradan, basit, kaba üsluplar sonucunda alınan cezalarla cezaevine girip, yine "ucuz kahraman" olarak çıkmayı istemek yüzünden.

Hak edene hak ettiğini had olarak bildirmeyi marifet saydığımızın yüzünden beş para etmez haldeyiz. Taa tepeden, taa en dibe kadar!

       REEL EKONOMİ BAŞKA, REEL POLİTİKA BAŞKA

  Yaklaşık 3 yıldan beri ABD ile yatar kalkar olduk. Nato'ya girdiğimiz 1952 senesinden bu yana ülkemizi yöneten anlı şanlı liderlerimizin istinasız hepsi ABD ile alakalı her konuda kendi vatandaşına hep "yalan" söylediler, yanlış mesajlar verdiler.

  ABD "müttefikimiz" idi. O da sadece Nato şemsiyesi altında ve batı çıkarları söz konusu olduğunda. Ama hiç bir zaman ve de asla “dostumuz, kardeşimiz" olmadı, olmaya da niyetleri yok! Kendi çıkarları doğrultusunda bizimle hep tıpkı kedinin yakaladığı fare gibi oynayıp, durdular.

  Geçmiş siyasi, askeri ve sosyal tarihimizi dikkatli incelediğimizde ülkenin başına gelen her belanın faturası ABD-İngiltere-İsrail “şer üçgeni” yerine “dış güçlere” mal edildi. Ama hiçbir liderimiz, koltuk sevdası yüzünden batının, özellikle ABD’nin adını asla zikretmedi, edemedi, etmeye de cesaret edemedi.

  Konu okyanus ötesinin çıkarlarını gözetmeye gelince de "dost-kardeş ve müttefik" ifadeleri ile ABD adı, adeta beyinlerimize çivi gibi çakıldı. Aksini söyleyenler kendi öz vatanında, kendi askeri, polisi, yasası, mahkemesi ile ya hapiste, ya da toprak altında çürümeye terk edildi.

  Ülkemin insanına her türlü operasyonu, kalleşliği yapmaktan çekinmeyenlerin kendi vatandaşlarını bize karşı nasıl koruduklarını, tehdit ettiklerini, had bildirdiklerini, “korkak tavuk” gibi sessizce izledik. Hesabını sordular, sadece yutkunduk.

  Bizi sağcı, solcu diye böldü, seni beni alevi-sünni bölünmüşlüğü ile kaşıdı durdu, yetmedi Kürt-Türk, dinci-laik diye ayrıştırdı. Fetö, PKK ile vurdu, canımızı yaktı.

  Tam tamına 50 yıl. Gencecik canlarımızın terör belası ile yıllar içinde yok olmasına sebep oldular. Ölen de bu vatanın, toprağın çocukları idi, kandırılanlar da.

  Utanmadan, sıkılmadan kendi helikopterlerine, subaylarının yanına 100 tane Mehmetçiğimizin şehit edilmesinden sorumlu alçağı bindirip, “general” diye hitap eden “şerefsizlerle” tozlu Münbiç yollarında müşterek sünnet konvoyu gibi dolaşmayı ben içime sindiremiyorum, kahroluyorum.

  İşte bunun adına deniyor, "reel politika".

             BU NASIL EKONOMİK KRİZ?

  Eskilerde yastığımızın altına altın koyarken, bir anda elin ABD'sinin kağıdını koyar olduk. Milliyetçilik nutukları atarken utanmadan, sıkılmadan Türk devletinin bankasında parti parasını ABD dolarında tuttuk.

  Birisi bize parmak salladı, adamın parası fırladı. Sıradan din adamını bıraktık, değeri düştü. Başkanları öksürdü, karısının elini tutmadı, dolar yükseldi, bize ambargo kondu parası fırladı, adamcağız biraz bize bir iki iyi cümle ile hitap etti, bir an da ihracat arttı, ithalat azaldı, döviz düştü.

  Bunun adına piyasa dili ile "üç kağıt ekonomisi" deniyor. Aslanlar gibi yuttuk, yutuyoruz. Hazmetmek için de “indirimli satış” sodası içiyoruz.

  Araba, ev almakla üretim artar mı? Dayanıklı tüketim malları alınca ekonomimiz düzelir mi? Alan kim? TC. vatandaşı..Üretip satan kim? TC. firması. Senin döviz cinsinden cari açığını kim karşılayacak?. Yabancı bankaların sana verdiği yüksek faizli döviz kredilerimi?

  Vergi oranları(KDV ve ÖTV) düşürüldü. 2018 bütçe açığı 85 milyar TL. olarak hesaplandı. Devlet vergileri düşürünce bütçe açığı yükselir, borçlanmak zorundadır. İç borç tahvili satacak. Hem de yüksek faizle. Bunun sonunda o mali açığı kime ödetecekler? Sana, bana. Hep böyle olmadı mı?

  Dünyanın “en yüksek borçlanma faizi” ödeyen ülkesi kim?

  Aferin, bildiniz!

  Kafa tuttun, ama yumruğu sert yedin.

  ABD'de 40'ın üzerinde global şirketlerinden her birisinin sermayesi ayrı, ayrı senin övündüğün 81 milyonluk ülkenin tüm bir yıllık GSMH'den daha büyük. Yani en az 40 tane Türkiye orada duruyor.

  İşte bunun adı da "reel ekonomi".

 

 

 

 

 

ENİS ÇANLI

4 Kasım 2018 Pazar | 470 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

BAKAN KASAPOĞLU'NDAN BİRLİK VURGUSU
SIYASET
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Milletimiz tüm şer odaklarına karşı her zaman birdir, beraberdir, alnı açık ve diktir." dedi.
21.2.2019

29

PAKDEMİRLİ ÇİFTÇİYE MÜJDEYİ MANİSA'DAN VERDİ
SIYASET
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli: "Tarım Kredi Kooperatiflerinde TARSİM sigortası yaparsanız bunu da hasat zamanı ödeyeceksiniz" dedi
21.2.2019

27

MANİSA HALKI VEFALIDIR
SIYASET
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Manisa Mitingi öncesinde Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün meydanda bulunan vatandaşlara hitap etti
21.2.2019

28

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks