22 Şubat 2019 Cuma - 23:40:09

SON DAKİKA

İŞİMİZ ZOR

ENİS ÇANLI

13 Kasım 2018 Salı | 524 Okunma

A'dan, Z'ye dökülüyoruz.

  Siyaset kurumu? Bürokrasi? STK? Eğitim-bilim? Sanayi? Tarım? Din? Yalan mı? Devenin boynu hikayesi gibi.

  100 tane vekille bile yönetilecek bir parlamento da liderlerin “az olanın nazını çekmek” yerine, tahakküm altında rahatça tutması için 600 kişi istihdam ediliyor. “Ne yapıyor bu kadar insan” diye soruyorsanız, her akşam ana haber bültenlerinin siyaset ve parlamento haber ve görüntülerine bakın, anında anlarsınız. Eski para ile “trilyonlar nereye harcanıyor, gidiyor” diye soruyorsanız, bir kara delikte parlamentoda var.

  Kendi meslek gurubu yetmiyormuş gibi başka her konuda da ahkam kesen, üretime zerre kadar katkısı olmayan, fikir yürüten, tek dertleri koltuk, yeni üye, maaş alıp, aidat toplamayı faaliyet zanneden STK sürüsü ayrı bir hicran yarası.

  İmam-hatip veya düz lise mezunundan tornacı-makineci, bilişimci, tarımcı yetişeceğini zannedenlerle, şovenist kafalar karşı karşıya. Herkesi okutup eğittik de, sıra “andımız” a takılıp kalmayı, 1930 model kafalar, nasıl beceriyor, pes ötesi.

  Asistan olacak kadar bilgi kapasitesi olanların, doğru düzgün akademik yabancı lisan bile bilmeyen, dershanelerden bozma üniversite binalarında doçent, profesör titr’i ile dolaşmalarına aklı eren kimse var mı acaba? Uluslararası akademik çevrelerin alay ettiği, dalga geçtiği, sempozyumlara sadece gerçek kariyer sahibi bilim adamlarımızı davet ettiğini bilmek, ne kadar utanç verici, aşağılayıcı bir durum.

  Ben ne kadar makale yazarsam, yazayım gazeteci olamayacağım gibi, bunların makaleleri de, global ölçekte bilimsellikten o kadar uzak!

       VATANDAŞ DEĞİLİZ Kİ, BİLİNÇLİ OLALIM

  Başka ülkelerin mallarını “daha ucuz” diye alıp tüketen, kendi çiftçisini eleştiren, ruhunu bile “ithal ürünlere satan” bir halkın çocukları, “andımızı” ezberlese ne olur, söylese ne olur!

  Ürettiğini pazarlamaktan aciz, örgütlenmeyi “halkı kazıklayanlara hizmet” etmek gibi anlayan koyun sürüsünden ne bekliyorsunuz ki? “Gel devlet sırtımı kaşı” diyen yoz insanlardan millet mi olur?

  Dinini pazarlayan, vatandaşın duygularını sömürüp din adına cebinden parayı almak için şıhlık, şeyhlik, cemaatçilik, tarikatçılık modelleri oluşturan, aklını ve ruhunu kiraya veren okumuş cahiller için, mevlütler, kandiller icat edenler ve onlara tabi olup, gıkını çıkarmayan, haram ve şirk’e hayır diye para verenlerin olduğu bir ülkede yaşamak hoşunuza mı gidiyor?

  Paçamız tutuşup, sıkışınca bakın neler oldu?

  Yıllardır dışa borçlanarak yaşamayı, bize ait olmayan paraları yiyerek, borçlanarak, büyümeyi kalkınma zannederek yaşayanlar; bir anda darboğaz çıkınca para cebine usulcacık fermuarı taktı, çekti. Sonuç?

  Önce döviz düştü. Son iki aylık döviz cinsinden cari açık olmadı. Üstüne fazla verdik. Yani döviz gelirimiz, giderimizden fazla oldu. Sen vatandaş olarak “adam olacaksın” ki, devletin de adam olsun.

  Çalışmıyoruz. Çalışıyor gibi yapıyoruz. Üretmiyoruz, ürettiğimizde zaten yetmiyor. Sadece bahane üretiyoruz. Çünkü tembeliz!

  Kıytırık işletmelere sanayi, sezonluk çalışan yerlere işletme, 50-100 kişi çalıştırana “sanayici” diyoruz. Külliyen yalan, külliyen göz boyama sahteciliği!

  Ülkenin kilit sektörleri birer, birer yabancıya satılıyor. Sana ait olan yerlisi de ihracata değil, iç piyasaya sattığı için bu kriz onları vurdu, batırıyor. İflas kelimesinin yerini konkordato aldı. Ali-Veli hesabı gibi.

  İçiniz mi şişti? Soda için!

  1908-1918.

  Tam tamına 10 yıl kamu maliyesini Yahudiler(Rothchild konsorsiyomu), bankaları İngiliz ve Sefarad Yahudileri, inşaat işlerini Ermeniler, Çanakkale dahil, “şanlı ordumuzu da” Alman Generaller yönetmiş. Devrin Padişahı ise günümüzde “cihan padişahı” diye methedilen, yere, göğe sığdırılamayan Abdülhamit Han.

  Sonucu hep savaş tarihi üzerinden okuttukları için hiç kimsenin aklına neden koskoca imparatorlukta sanayicilik, kalkınma, tarım, maliye, finans dehası Türkler çıkmamış, düşünen ve konuşan var mı? O günlerin bu yüzünü anlatan da yok!

  Günümüzde beton binalar, yollar, kanallar, tüneller. Evet, yapılsın. Ama istenilen “üç çocuk yapma” işi ise, o çocuklara önce iyi eğitim, iyi yaşam, sonra da iş, fabrika lazım. Muazzam bir gençlik ellerde cep telefonu, beyinler uyuşmuş, tembel, eğitimli, ama serseri, avare vaziyette hızla yok edilmekte.

  Zavallı ülkem ve insanı.

  Önce kendin adam olacaksın ki, başına da “adam” seçtiğinde eleştirebilesin.

NOT.. 2019 yılı Kuru üzüm dosyası Cuma gününe.

  

ENİS ÇANLI

13 Kasım 2018 Salı | 524 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

TİCARET BAKANI MANİSA'YA GELİYOR
GÜNDEM
Manisalı Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bugün babaocağı Demirci'de olacak… Bakan Pekcan daha sonra Manisa'da Anemon Otel'de geniş katılımlı bir toplantıda iş dünyası ile bir araya gelecek
22.2.2019

41

"AFFETMEM!"
GÜNDEM
Eski Başbakan Yardımcısı ve TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, AK Parti'den kopan isimlerin yeni parti kuracağı iddialarıyla ilgili konuştu, net mesajlar verdi
22.2.2019

127

MANİSALI ŞOFÖR FATMA DESTEK BEKLİYOR
GÜNDEM
Manisa'nın tek kadın şoförü olan Özel Halk Otobüsü şoförü Fatma Güngör, Kaptanlar Kulübü Ayın Kaptan Şoförü Ödülleri Şehiriçi kategorisinde tek kadın şoför olarak yarışıyor.
22.2.2019

32

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks