17 Ekim 2019 Perşembe - 18:50:46

SON DAKİKA

HASTALIKLI YAPI

ENİS ÇANLI

21 Ekim 2018 Pazar | 1744 Okunma

Haftanın ilk iş günü...

  İş hayatınızı belirli bir sistematik düzende yürütüyorsanız, likit akışınızda sorununuz yoksa, "pazartesi sendromu" size pek musallat olmaz demeyi çok isterdim, ama maşallah öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, işimizle değil, adı "problem" olan birisiyle evlilik yaşıyor gibiyiz. Sonuç? Şiddetli geçimsizlik.

       İKTİDAR DA, MUHALEFET DE, SEÇMEN DE ÇOK YORGUN

  Evet! İktidar becerememekten, acemiliklerden ve beceriksizlikten, muhalefette bir türlü iktidar olamamaktan son derece yorgun düştüler. Sayısız seçim, lüzumsuz referandumlar, reform paketleri, seçilmişleri feci halde(!) yordu. İşin doğrusu bizlerde halk olarak hızlı gelişen saçma sapan olayları çıkaranları izlerken yorgun düştük. “Taze kanlara ihtiyaç var” demeye bile takatimiz yok!

                İŞ HAYATIMIZDA İŞTAH KALMADI

  Sanayi ve ticaret erbabı ile esnafın ve çiftçinin ekonomik dalgalanmaların olumsuz gidişatından etkilenmemesi mümkün değil.

  Eğer para kazanamıyorsanız, işe giderken içinizden gelmez, yürümezsiniz, ayaklarınız geri, geri gider.

  Ya maaşını düzgün ve zamanın da alan özel sektör, devlet çalışanına ne diyeceğiz? Arkadaş senin işin sıkı çalışmak! Çalıştığın kurumun verimliliğini arttırmak, kazanımlarını çoğaltmak! Öyle mi? Eee, o zaman bu gevşeklik, savsaklama, adam sendecilik ne?

  Siyaset kurumu, motivasyonunu ülkesinin işletim sistemine verdiği pozitif katkı ile arttırır. Siz ortalıkta böyle bir şey görüyor musunuz?

  Politik hevesler, hizmet etme heyecanı, kamçı yemek gibidir. Değişen iktidarlar ve onun gücüne sahip koltukların el değiştirmesi ile oluşur. Böyle bir durumun şu an için ülkemizde olma olasılığı sizce var mı?

  16 yıl oldu. Demokratik bir ülkede, özgür seçimle iş başına gelen bir iktidarın ve kadrolarının yorulmaması mümkün mü? Son derece doğal bir inişe geçme süreci yaşıyoruz. Kadrolarda bıkkınlık var! Milletvekili sayısını arttırmakla, devleti memur kadroları ile şişirmekle bu hantal yapıdan kurtulmamız mümkün mü acaba?

  Son zamanlarda palyatif tedbir vaatleri haricinde, özellikle geleceğe dönük eğitim ve sanayileşme hamleleri konusunda vizyon içeren programlar açıklayan siyaset kurumu gördünüz mü? Neden akademik siyaset yapmanın kalitesi, giderek düşüyor?

  Peki, kriz ortamlarında bile siyasetin ikliminde değişiklik olmuyorsa, koskoca ülke adeta dumura uğramış gibi yaşıyorsa, bunun sorumlusu “iktidardır” deyip, geçiştirebilir miyiz?

                   SİYASETİN YALAN DİLİ

  Seçimlere 5.5 ay var. Biz seçeceğiz, birileri seçilecek, koltuklara oturacaklar, maaşlarını alıp, bizi yönetecekler. Buraya kadar olan biten iyi de, bize “kimi aday göstermemizi istersiniz ey vatandaş” diye soran var mı?

  Kendinizi kandırmayın! Siyaset biliminde bunun adına "güdümlü demokrasi modeli" deniyor. Seçmen olarak hani kendinizi güya adam yerine koyuyorsunuz ya, önünüze konulan sandıkla liderlerin seçtiklerini birde size seçtiriyorlar ya, işte aslında buna deniyor “demokrasi, özgür irade”.

  Bu kriz atmosferinde, işi gücü bırakıp nerdeyse 5.5 ay sonra yapılacak seçimlerin telaşına düşen geniş bir kitle varsa, toplumun fabrika ayarları bozulmuş, klinik vakaya dönüşmüş demektir. Adama sorarlar: işlerin mi düzgün, tuzun mu kuru, tefecilik mi yapıyorsun? Hayır mı? O zaman bu işlere kafa yoracağına işine, gücüne, harcına, borcuna baksana be adam!

     EKRANDA MASAL DİNLEMEKTEN BIKMADINIZ MI?

  Dedik ya, bu siyaset mesleği, bırakın yalan söylemeyi, işler ters gitmeye başlayınca adama adını bile yanlış söyletir.

  Kürsü de "milli damadımız", karşısında TÜSİAD ve TOBB'un ağır toplarının olduğu bir toplantı.

  Anlatılanlar makro ekonomik verilerimize ait bilgiler. Belki sizlerde izlemişsinizdir. Pozitif rakamlar havada uçuştu.

  Bir an için kendimi 5-10 yıl derin komada kalmış, bir iki gün evvel aniden uyanmış duygusuna kapıldığımı hissettim..

  Sanki burası Türkiye değil de, Norveç, İsviçre’de yaşıyoruz, oraların ekonomik verileri anlatılıyor sanırsınız.

  Ekonomist geçiniyorum, diplomam da o yönde. Hadi benim zekam kıt. Oradaki dinleyiciler ülke ekonomisinin neredeyse yüzde 70'ine hitap ediyor. Adamlar ateş çemberinde. Birisi kürsüye çıkmış, tereciye tere satıyor. Hem de maydanoz niyetine. Dinleyenler de “hayır öyle değil sayın bakan” demekten aciz gibi dikkatle dinliyorlar. Hani o anda beyinlerini okusanız var ya, neler saydırılıyor kim bilir. İnsan o afaki rakamları telaffuz ederken biraz kızarır. Yok!

  Yıllarca kalkınmanın anahtarı olarak ithal ikameli sanayileşme, sabit döviz kuru ile ihracatın büyüyeceği türküsü söylendi. Sonuç? Dehşet bir cari açık.16 yıllık faturası da aşırı borçlanmaya bağlı 400 milyar dolar dış borç stoku. Vatana millete mübarek olsun!

  Uluslararası borçlanmayı ülkemizin kredi itibarı imiş gibi gösterilmesi, borç batağına girip para aramaya çıkınca da dilence gibi kapı, kapı dolaştığımızı gizlemeyi marifetmiş gibi lanse etmeye, ne diyeceğiz?

  Kalkınmakta olan bir ülkenin bond ve tahvil ihraç ihalesinde aşırı talep almasının sebebinin verilen faizin dünya rekoru olduğunu söylemek yerine, itibarımızdan olduğunu söylemek, en kibar ifade ile karşındakileri ve halkını enayi yerine koymak değil midir?

  Arabanın ani fren yapıp, yoldan çıkıp, takla atması gibi cari açığın aniden düşme eğilimine geçmesini alınan ekonomik tedbirlere bağlayan, kendine iş becermiş havası veren zatın, aslında daralan ve talep kısan piyasalar olduğunu anlaması için uzman olmasına gerek var mı?

  Ne demek istediğimi 2019 yılında yaşarken göreceğiz. İnsan ürkmesi hayvan ürkmesine benzemez! Polisiye tedbirlerle, ekonomik tavizlerle, teşviklerle, kalkınma modellerinin sonu, uçurumdur. Faturasını da her zaman olduğu gibi bu halk ödeyecek!

  Ülkemizdeki otomotiv endüstrisi, yabancıların tekelinde. Böyle kriz dönemlerinde becerebiliyorlarsa, burada ürettiklerinin tamamını yurtdışında satsınlar kardeşim! ÖTV'yi kaldırarak iş piyasayı canlandırma telaşı, imtiyazlı ihracat gibi ilave teşvik enstrümanları ile de ülke kaynaklarını onlara tahsis etmenin manası ne?

  Bu ülkenin üretip, ihraç ettiği rakam, ithal ettiği rakamı geçtiğinde yani, cari açık değil de, cari fazla verdiğimiz gün, ülkemizin ekonomik geleceğinden ümit beslemeye başlayabiliriz. O zaman dış borç yükü de, ülkenin verimli kaynaklarının da yabancılara satılmasının önüne geçilir. Görünür de öyle bir durum söz konusu mu?

            UYUYAN STK VE BÜROKRASİ

  Güya çözüm üretmesi istenen, halkın temsilcisi(!) sivil toplum kuruluşları “aman ben karışmayayım, tepki çekerim” mantığı ile öneriler sunmaktan çekindikleri sürece bu ülkenin istediği noktalara ulaşması mümkün mü? Dünyanın en karışık coğrafyasında, 81 milyon insanımızın var olma savaşını bir tek adamın iki dudağının arasına bırakmak, hem o lidere haksızlık etmek, hem acımasızlık, hem de zavallılıktır.

  Yasaların belirlediği görevleri yapmak yerine, liderinden talimat almadan kılını kıpırdatmayan, bekleyen bürokrata da “yazıklar olsun” demekten başka ne diyebiliriz ki?

  Artık rutin ve sıradan görevler bile savsaklanır hale gelmişse bunun suçunu kim veya kimler üstlenecek? Sadece iktidar erkine suçu atmak, kolaycılık değil mi?

               MAYMUN SİYASETİ

  Adam bizzat kendi mesleğinde olan, biten, yapılan haksızlıkları, yolsuzlukları veya rezillikleri bildiği halde meslektaşlarını uyarmak, çare üretmek yerine, suçu iktidarın beceriksizliğine yüklemeye çalışarak üç maymunu oynuyorsa, devekuşu gibi başını kuma sokuyorsa, bunlarla nasıl baş edeceğiz? Sağlık mı, eğitim mi, hukuk mu, hangi birisine el atalım?

  Özel ortamlarda, kapalı kapılar arkasında rezilliklerin dedikodusunu yapanların kamuoyu önünde suskun kalmalarını gördükçe kendimi “maymunlar cehennemi”nde sanıyorum.

  Eskiden üç maymun vardı. Şimdi, bölünerek ve çeşitlenerek çoğaldılar. Adeta namuslu, dürüst olana “cüzamlı” muamelesi yapılacak hale gelindi.

  Galiba bu ülkenin geleceğini düşünmekten önce, toplumumuzu yeniden dizayn etmemiz gerekecek . Peki bunu kim yapacak?

  Esas büyük sorun bu.

 

 

  

  

 

ENİS ÇANLI

21 Ekim 2018 Pazar | 1744 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks