20 Nisan 2019 Cumartesi - 11:29:44

SON DAKİKA

HAFIZA KAYBI

ENİS ÇANLI

26 Ekim 2018 Cuma | 649 Okunma

Türkiye'de yaşıyoruz. Burası ne İsviçre, ne de Norveç. Kişi başına gelirimiz ne 40 bin dolarlar seviyesinde, ne de enflasyonumuz yüzde 1'lerin altında.

  Sayısız alandaki parametrelerimiz gelişmiş ülkelerin çok, çok altında. O ülkeler insanlarının yaşam standartlarında yıllara veya aylara göre değişkenlikler yok denecek kadar düşük. Varsa da hissedilecek oranda değil.

  Bu yüzden toplumun bilinç ve düşünce sistematiğinde rakamlarla, özellikle geçinme endeksleri ile uğraşmak gibi dertleri yok. Yani geriye dönük “şu bir zamanlar şöyleydi, bunun fiyatı şuydu, bugün bu” gibi sapma sapan tartışmalar olmuyor. Olmasına da izin vermiyorlar. Anında tedbirlerini alıp, devreye sokuyorlar.

  Kimsenin beyninin arkasında olası krizler için “cinlik, şeytanlık, çıkarcılık ve fırsatçılık” yok!

  Dışarıdan bakıp imrenmek, özenmek yerine, onları sıkı inceleyip, neyi yapıp, neleri beceremediğimizi, toplum katmanlarımızdaki hastalıklı yapıları nasıl bertaraf etmemiz gerektiğine kafa yormamız gerekiyor. Derdimiz sızlanmak, şikayet etmek değil, çare üretmek olmalı.

  Tamam, onlar gerçekten şanslı ve maça 1-0 önde başlıyorlar. Bulundukları coğrafyalar jeostratejik ve problemli değil. Nüfusları toprak büyüklüklerine göre yaşanabilir oranda. Aileler kalabalık değil.

  Tıpkı spordaki kategoriler gibi gelişmiş ülkeleri “süper lig” veya “şampiyonlar ligi” gibi düşünün. Ya geriye kalan devletler, toplumlar? Yani bizim gibi hayatı tırnakları ile kazıyarak yaşayanların yaşadığı topraklar. Bir üst lige nasıl çıkarız planları ve çalışmaları yerine bulunduğumuz bir alt ligde puanlama da üst sıralarda yer alma telaşımızdan başka bir hamle yok!

                 YORGUN DÜŞTÜK

  Toplumsal refahın gelişmesinde ana hatlar üç aşağı, beş yukarı belli. Eğitim, teknolojik sanayileşme, modern toplum algısı, çağdaş hukuk normları ve onların ciddiyetle uygulanması, bürokratik yapının dinamikliği, çok çalışmaya endeksli donanımlı ve çağın gereklerine göre yetiştirilmiş insanlar topluluğu. Makro düzeyde kalkınmanın temel kriterleri bunlar değil mi? 

  Dikkat ederseniz bu kategoriye sağlığı almadım. Zira sağlıklı toplum olmanın ve kalmanın yolu, refah düzeyinin yüksekliği ile paralel seyretmesi ile oluşuyor.

  Eğer bir ülkede savunma, sağlık ve cezaevlerine yapılan yatırım eğitim harcamalarından yüksekse, nasıl gelişecek, kalkınacağız?

  Dogmatik kalkınma planları ile kalkınma hızımız ancak bu kadar olabiliyor. Esasında revize ve sürekli güncellenen geleceğe dönük projelerin hayata geçirilmesi ile sıçrama tahtasına bile ihtiyaç duyulmaz. Maalesef bu görevi ülkemizin hantal bürokrasisine havale etmenin faturasını milletçe ödüyoruz ve ödemeye de devam etmekteyiz.

  En bariz örneği de, özel sektörün hala devlete sırtını dayama garabeti ile aşırı dış borç yükünün altında oluşu ile izah edilebilir. Ya da vizyonu, birikimi sınırlı, çözüm üretme noktasında kabiliyetleri ve vizyonu düşük seviyede olan seçtiğimiz vekilleri sayabiliriz.

   GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORSAN, GEÇMİŞTE OLANI, BİTENİ UNUTMA!

  İki de birde "toplumumuz balık hafızalı", "dün yediğini bile unutur haldeyiz" gibi ifadelerle birbirimizi suçlar, dururuz.

  Yalanda değil hani. Sayısız ulusal ve uluslararası çalkantıların yaşandığı bir coğrafya da yaşıyoruz. Siyasi, ekonomik, askeri, güvenlik ve asayiş krizlerinin yanında, sıradan adi suçların bolca işlendiği, toplumsal paranoyanın inanılmaz boyutlara ulaşıldığı ülkemizde, bırakın geçmiş yılları hatırlamayı, bir hafta bile bize çok gelmeye başladı.

  Kafalarımız karışık, beyinlerimiz yorgun. Düşünce mekanizmalarımızın bozukluğunu bireysel fikri ayrışmalarımızdan da anlayabiliriz.

  Bu durumu gözümüze ve burnumuza sokan, algı yaratarak toplumun moral değerleri ile oynayan, görsel medyanın çok büyük rolü var.

  Her haber, haber değildir!

  Her türlü adi suçların işlendiği görüntüleri, sade vatandaşların birbirlerini kıyasıya boğazladığı anları hafızalarımıza işlemeye, çoluk çocuğa izletmeye kimin ne hakkı var? Bunun adı sosyalleşme, toplumu bilgilendirme değil, düpedüz "toplumsal adileşme ve dejenerasyon"dur.

  Bizi yönetenlerin kulağını çekmek için iktidara geldikleri ilk günler ile günümüzü kıyaslamamız, rakamsal orantıları tespit edip, karnelerini önlerine milletçe koymalıyız. Nasıl mı?

  STK’lar ne işe yarıyor? Oy sandığı “koyun yemliği” mi?

  Ülkemizde her türlü motivasyon gazına, rakamsal verilerin abartılarak pozitif gösterilme çabasına rağmen, doğru istikamette sağlıklı büyüme olacağına inanan var mı? Olup olmayacağını da 2019’da hep beraber göreceğiz!

          BÖYLE SANAYİCİLİK OLMAZ

  Üretiminin tamamı iç pazar tüketimine dönük sektör ve temsilcilerinin finansal yapıları güçlü değilse, 2019 yılında patır, patır dökülecekler. Her konkordato ilan edeni, batma sinyali vereni  kurtarmanın yolu “devletin finansal desteği” olacaksa bunun faturası kamu maliyesine çıkar. Onunda cezasını “bütçe açığı” olarak halkımıza ödetirler.

  “Kemer sıkma” doğru hamledir, ama her zaman değil. Önemli olan sıkılacak kemerin nerede durduğu. Belinizde mi, boynunuzda mı?

  İktisadın temel kuralıdır; kriz dönemlerinde arz talebin önünde ise üretimi kısmak, işçi çıkarmak yetmez, çare değildir! Fiyat hareketleri ve kar marjları eğrisi rekabetin getirdiği dalga ile aşağı yönde hızla inişe geçer, iflaslar ve kapanmalar hızlanır.

  İşletmecilikte bildiğim tek doğru, periyodik büyümeye endeksli üretim, ürettiğinin en az yüzde 75’ini sürekli ve istikrarlı pazarlara ihracat. Global kriz haricinde ülkende ne olursa olsun, seni top bile yıkamaz!

  İşletme sektörüne girişimin üzerinden (1976) 42 yıl geçmiş. Sayısız kriz yaşadık.

  Bizim gibi genetik yapısında sadece “kısa yoldan ve kısa zamanda zengin olma hırsı” olanların yüzünden ne istikrar var, ne de 3-4 nesil sanayicilik yapmış kurumsal aileler var.

  Mehter yürüyüşü gibi. İki ileri, bir geri.. Zihniyet hiç değişmedi.

ENİS ÇANLI

26 Ekim 2018 Cuma | 649 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İÇİN BİR İŞBİRLİĞİ DAHA
GÜNDEM
Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü arasında öğrencilerin uygulamalı olarak öğrenmelerini sağlayacak bir protokol imzalandı
19.4.2019

48

İŞSİZLİKTE KORKUTAN RAKAMLAR
GÜNDEM
Manisa'da Ocak ayından mart ayına kadar kayıtlı işsiz sayısı 13 bin 547 kişi arttı
19.4.2019

53

SALİHLİ'DE TOPLUMSAL FARKINDALIK OLUŞTURMA ETKİNLİĞİ
GÜNDEM
Salihli Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nin ortaklaşa düzenlediği ruh sağlığı hastalarına yönelik damgalama ve toplumsal farkındalık oluşturma konulu etkinlik yoğun ilgi gördü.
19.4.2019

52

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks