Türkiye’nin İdlib’de yaptığı operasyon devam ederken Başkan Recep Tayyip Erdoğan dün Rusya’daydı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Moskova’da kritik zirve toplantısını ben yazımı yazarken sürdürüyordu. Başkan Erdoğan Soçi mutabakatına sadık kalarak Suriye’de ateşkes ve gözlem bölgelerimizin dışına Esad rejimi askerlerinin çekilmesini masada ısrarla isteyeceği biliniyor. Toplantı öncesi iki tarafın kararlı tutumlarından ne sonuç çıkacağını merak ediyorum.

 Televizyon programlarında Türkiye’nin talepleri karşısında Rusya’nın nasıl bir tavır takınacağı konuşuluyor. Bu arada Suriye savaşından kaçan göçmenlere Türkiye’nin Avrupa kapısını açması le birlikte Edirne, Avrupa’ya geçemeye çalışan göçmenlerin mekanı oldu. Göçmenlerin çoluk çocuk ailece Avrupa’ya gitme hayalleri Yunanistan’ın zulmüne takılıyor. Geçtiğimiz günlerde 2 göçmeni açtığı ateşle öldüren Yunan askeri sınırı geçmeye çalışan göçmenlerin sis bombası ve plastik mermiyle geçmesini önlemeye çalışıyor. Her fırsatta insan haklarından bahseden Avrupa da bu duruma seyirci kalmaya devam ediyor. Esad rejiminin yurtlarından ettikleri Suriyeli göçmenlerin çilesi ne zaman sona erecek bilemiyorum. Beni üzen bir durum var; CHP ile iktidarın birbirlerini acımasızca eleştirmelerini ibret ile seyrediyorum. Ülkemizdeki bu durumu düşmanlarımızı sevindirdiğini görmüyorlar mı? CHP sözcüleri tenkitle hakaret arasındaki sınırı bir türlü öğrenemediler. Yazıktır etmeyin eylemeyin bu ülke hepimizin.

1 MART TEZKERESİ HAKKINDA BİLİNMEYENLER

Bugün Manisa’da “1 Mart Tezkeresi Hakkında Bilinmeyenler” konulu konferans var. Atatürkçü Düşünce Derneği Manisa Şubesi ile Manisa Toplumsal Dayanışma ve Kültür Derneği tarağından düzenlenen konferansta 22. Dönem CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ile 22. Dönem CHP Milletvekili Hasan Ören konuşmacı olarak katılacak. 1 Mart Tezkeresi hakkında bilinmeyen konferansının moderatörlüğünü de ADD Genel Başkan Yardımcısı Tolga Kale yapacak. Konferans saat 20.00’de Manisa MASKİ Konferans Salonunda yapılacak.

Rusya’daki zirve toplantısı ile ilgili Mehmet Barlas’ın toplantı öncesi yazdığı yazı çok önemli. Hatay’da üstat Yavuz Donat’ın izlenimleri de dikkate değer. Mehmet Barlas ve Yavuz Donat’ın yazılarını da köşeme aktarıyorum.

MEHMET BARLAS- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MOSKOVA’YA PUTİN’LE KAVGA ETMEK İÇİN GİTMİYOR

Birileri ne kadar kışkırtsalar da, Rusya ile Türkiye'nin arasının açılmasını ne kadar isteseler de, Cumhurbaşkanı Erdoğan Moskova'ya kavga etmek için değil İdlip krizine çözüm üretmek için gidiyor. Pek çok bunalımı geride bırakan Erdoğan-Putin diyalogu, bu defa da iki ülkenin ortak sorunlarına çözüm üretecektir.

Akar'ın sözleri

Rusya'dan beklentilerimizi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar somut olarak şöyle belirliyor:

"-Rusya'dan beklentimiz, garantör ülke olarak taahhütlerini yerine getirmesi, rejimin saldırılarını durdurması ve Soçi mutabakatı sınırlarına uyması için rejim üzerindeki etkisini kullanmasıdır. Hedefimiz, birliklerimize saldıran rejim askerleri ve unsurlarıdır "

Erdoğan'ın beklentisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da AK Parti grup toplantısında Putin'le yapacağı görüşmeden beklentisi soruldu. Erdoğan bu soruya, "Bölgede süratle bir ateşkesi sağlayabilmek" cevabını verdi.

Rusya'nın iddiası

Bu arada Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye'nin İdlib'de çatışmasızlık bölgesi oluşturulması konusundaki anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddia edildi.

Döküm ve çözüm

Evet... Bütün iyi niyetli yaklaşımlara rağmen belli ki Türkiye ile Rusya arasında varılan anlaşmalara rağmen bazı noktalarda anlaşmazlıklar veya yanlış anlamalar var. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasında yapılacak olan zirvede, işte bu anlaşmazlık ya da uyumsuzluk noktalarının dökümü yapıldıktan sonra, bunların giderilmesi için birer birer çözümler üretilecektir. Diplomasinin varlık sebebi de zaten budur.

Öncelik dostlukta

Sonuçta Türkiye ve Rusya, uzun yıllardan arta kalan ön yargıları geride bırakmış ve sağlam bir dostluğun temellerini atmışlardır. Putin'e "Ya Türkiye ya Esad Suriye'si" gibi bir tercih sunulması mümkün değildir.

YAVUZ DONAT-SICAK BÖLGE MANZARALARI

Reyhanlı... Hatay'a 42 kilometre... Yeşillikler içinde... Ana geçim kaynağı tarım... Buğday, pamuk, üzüm, incir, zeytin... Bereketli topraklar.

Nüfus... 100 bin.

Sığınmacı... Suriyeli... "Kayıtlı" 125 bin.

Kayıtsızları da ekleyin... 150 bini geçer.

Reyhanlı, sınıra en yakın ilçemiz... Az ilerisi "İdlib."

1. Nereye baksanız bayrak... Evlerde... İşyerlerinde... Suriyeli çocukların ellerinde.

2. Bitişikten bomba sesleri geliyor... Korku sıfır.

3. Suriye uçağı düşürülüyor... Reyhanlı bayram yapıyor.

4. Mehmetçiğe destek... Bahar Kalkanı'na destek... Devlete destek... Tam puan.

***

Sınır ötesi

Sınırın "Öteki" yanındayız... Suriye topraklarında.

Yanımıza iki Suriyeli genç yaklaşıyor.

Türkçeleri çat pat... Yarım yamalak.

"İş" istiyorlar... Tarlada, inşaatta, tamircide... Nerede olursa olsun... Yeter ki çalışacak bir işleri olsun.

"Durumu" Hatay'ın "Sınır bölgesinden sorumlu Vali Yardımcısı Salih Altun'a" söylüyoruz.

Hataylılar arasında adı "İdlib Valisi'ne" çıkmış olan Altun gülüyor:

-Biliyorum... Her gün böyle en az 10 kişiyi dinliyorum.

***

Sabahat bacı... Başımızın tacı

Hataylı böyle söylüyor... Hataylılar... Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik'e "Sabahat bacı, başımızın tacı" diyorlar.

Sabahat hanım "Hamile... Bebek bekliyor."

Doğum... On gün sonra... "15 Mart'ta."

Milletvekilinin... Hani ne derler?.. "Karnı burnunda."

Ama... Bir bakıyoruz... "Şehit cenazesinde."

Akşam... Hastanede... "Yaralı ziyaretinde."

Ertesi gün... "Şehit evinde... Taziyede."

Böyle politikacı... Gerçekten "Baş tacı."

"Hataylı onunla gurur duyuyor."

***

Açık hava stüdyosu

Televizyonlar... Yerli yabancı pek çok kanal... "Sınırdalar."

Yağmur yağıyor... Rüzgâr esiyor... Akşamları hava soğuyor... Onların yayınları bitmiyor.

Bizi görünce... Hemen... "Canlı yayına" almak istiyorlar.

Hangi birine "Evet" diyelim.

En iyisi... Yazılı ve görsel medya mensuplarını "Kutlamak... Hatır sormak... Ve oradan ayrılmak."

***

Rifat Hisarcıklıoğlu'na teşekkürler

Cilvegözü Sınır Kapısı'nda "Gümrük ve Turizm İşletmeleri" binası var... Modern bir tesis.

Odalar Birliği yapmış.

Tesis... Gümrüksüz satış mağazaları ile dolu... Ve lokantalar.

Şimdi... "Sınır kapısı kapalı." Mağazalar da... Lokantalar da.

Orada... Duvarda... Bir yazı gördük:

"Görsel ve yazılı basın için ücretsizdir." Kahvaltı... Sıcak yemek... Tam gün servis... Ücretsiz.

Tesisin başında "Hulusi Baba" var... TOBB'un temsilcisi... Hulusi Sezginer... Bölgedeki medyanın "Abisi... Babası."

İki kişiye teşekkür... Sınırdaki arkadaşlarımız adına.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu'na... Ve TOBB'un "Arka bahçesi" olan Gümrük ve Turizm İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Arif Parmaksız'a.

***

İletişim

Yerli medya... Yabancı medya... İletişim... İnternet... Bölgede bir "Merkez" şart.

Hemen kuruldu... Koskoca bir "TIR... Kapalı... Otobüs gibi."

Üzerinde "Türkiye Cumhuriyeti... Cumhurbaşkanlığı... İletişim Başkanlığı" yazılı.

Önemli hizmet... Bir teşekkür de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun'a.

"Şunu" vurgulamak şart:

Devlet... "Her şeyi" düşünüyor.

***

Sağlıkçılar

Bölgedeki başhekimler... Başhekim yardımcıları...

Doktorlar... Tüm sağlık personeli... "Çırpınıyorlar." İdlib'den gelen yaralılara "Analık... Babalık... Kardeşlik" yapıyorlar.

Gece... Hatay Devlet Hastanesi'nde... "Müdür Yardımcısı" biyolog Abdurrahman Sarcan'a sorduk:

-Kaç saattir görevdesiniz?

-48 saattir evime gitmedim... İdlib gazileri ile birlikteyim.

Sağlık memuru Erkan Sığırmaç'a döndük... Biz sormadan o yanıt verdi:

-46 saattir görevdeyim.

Onlar... Hemşire... Doktor... "Yorulmak nedir bilmiyorlar."

***

Hatay - Tekirdağ hattı

Hatay'ın "Dört şehidi" var.

Üçü... "Hatay'da toprağa verildi." Birinin cenazesi ise... Recep Bekir... Tekirdağ'a gönderildi.

Hatay'da... Recep Bekir'in cenazesi törenle uğurlanırken... Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi "Şehidi yalnız gönderemem... Ayıp olur" dedi ve... Şehidimizle birlikte Tekirdağ'a gitti... Bin 250 kilometre.

Hatay... Hataylı... Hatay ruhu... "İşte böyle."