Üzüm bağlarının içindeki kırık minare zamana direniyor   

  Osmanlı döneminde Koçaklar köyünün camisine ait olan minare Yunanlıların kaçarken köyü ve camiyi yakması sonucu harabe bir şekilde yıllarca durdu. 1950’li yıllarda yaşanan sel felaketlerinin ardından köy Aşağı Koçaklar ve Yukarı Koçaklar olarak iki farklı noktaya taşınınca tarihi minare zamanla üzüm bağlarının içinde tek başına kaldı. Yunan askerlerinin 1922 yılında kaçarken yaktıkları camiden geriye kalan kırık minare üzüm bağlarının içinde yangının izlerini hala üzerinde taşıyor. Camiden geri kalan kapı, minber ve pençeler ise 1952 yılında yapılan Aşağı Koçaklar Mahallesindeki camiye takılarak koruma altına alındı. Kırık minarenin üzerinde Osmanlıca yazılar hala dururken çevresinde yine Osmanlı dönemine ait mermer mezar taşları tarihe tanıklık etmeye devam ediyor. 
   Minarenin ait olduğu caminin kesin olarak ne zaman yapıldığını bilmediklerini kaydeden Aşağı Koçaklar Mahallesi Muhtarı Ercan Akdeniz, "Bizim bildiğimiz en az 150 yıllık bir geçmişi var. Kurtuluş Savaşı'nda Yunan buradan giderken camiyi yaktığını, daha sonra caminin yıkıldığını ve deforme olduğunu biliyoruz. O zamanki caminin tarihi kapısı ise şuandaki mevcut Aşağı Koçaklar Mahallesi Camiinin kapısı olarak koruma altında bulunuyor. Şuan o kapı hala başka bir camide kullanılıyor. Burası kırık minare diye geçiyor. Sarıgöl’ün tarihi en eski yerlerinden bir tanesi. Sarıgöl’de bir deyim vardır ‘Minareyi kaybetmeme’ diye. O minare bu minaredir. Bu Sarıgöl’e ait, bu minareye ait bir deyim. Daha önce Koçaklar Köyü buradaymış. Burayı sel basınca köy ikiye bölünmüş. Aşağı Koçaklar ve Yukarı Koçaklar olarak ikiye bölündü ve bu bölgeden taşındı. Biz Aşağı Koçaklar olarak yukarıya doğru, Yukarı Koçaklar da aşağıya doğru gidiyor. Ben bu minare için Anıtlar ve Müzeler Müdürlüğüyle bu tarihi eserin korunması için temasa geçtim. En azından tarihçesinin çıkarılması için yazışmalar yaptım. Daha sonra Manisa Valisi ilçemize geldiğinde bizzat kendisiyle konuyu görüştüm ancak bir sonuç alamadım. Anıtlar ve Müzeler Müdürlüğüne böyle bir tarihi eserimizin olduğunu ve buranın korunma altına alınması gerektiğine dair talebimiz oldu. Bize net bir cevap verilmedi. Burası izbe bir yerdi. Dönemin Belediye Başkanı Kemal İlter buraya düzenleme yaptı ve şuan ki haline geldi. Biz bir tık daha ilerisini koruma altına alınmasını ve gelecek nesiller için muhafaza edilmesini istiyoruz. Yunan zalimliğinin göstergesidir burası. Burası bir sembol olarak tarihe ışık tutacaktır. Yukarıdan görüntüsü çok hoş, gündoğumu ve günbatımında yeşillikler içerisinde bir tarihin yukarıya doğru çıkması güzel bir görüntü oluşturuyor. Biz buranın muhafaza edilmesinden taraftarız” dedi. 
   Mahalle sakinlerinden emekli öğretmen Cafer Yıldırım, “Bu kırık minare fotoğrafını Alaşehir’deki arşivlerden buldum. 1923 yılı Ocak ayında Fransız Banker Albert Kahn tarafından çekilmiştir. Bu fotoğrafı görünce bizim kırık minare olduğunu anladım. Onun önündeki Yunanlıların yakıp yıktığı bir cami enkazı var. Bu camiden bizim camimize pençeler, kapı, minber gelmiştir. Sel baskınıyla kırık minarenin olduğu yerdeki evlerde yaşayan vatandaşlar buraya taşınmıştır” diye konuştu. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.