Filizkan'dan '24 Temmuz' mesajı

Yönetim kurulu adına açıklama yapan Filizkan Basınımızın özgür, objektif ve tarafsız çalışma olanağı bulması için ilk koşulun, gazetecilik mesleğini kimlerin yapabileceğini düzenleyen Gazetecilik Meslek Yasası’nın çıkartılması olduğunu belirterek; “Yıllardır her fırsatta bu konuyu dile getiriyoruz. Böyle bir yasa olmayınca ülkemizde dileyen herkes; eğitimine ve bilgi birikimine bakılmaksızın, gazetecilik ahlakından yoksun, şantaj ve tehditle kişisel çıkar peşinde koşarak, “gazeteci” kimliği altında meslekte boy gösteriyor. Ciddi bir çürüme ile karşı karşıyayız. Basın hiçbir dönmemde bu kadar paranın emrinde olmamıştı. Gazeteciyiz demekten utanıyoruz. Çünkü bizi, gazeteci etiketiyle ekranlara çıkan, perde arkasında kirli çıkar ilişkileri kuran insanlarla aynı kefeye koyuyorlar. Basın kuruluşları hatta hiçbir kaydı olmayan internet haber siteleri, bu insanları istihdam edebiliyor. Bu durum, mesleğimizi her türlü istismara açık hale getiriyor. En üzücüsü habercilik, tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılıyor, siyaset-mafya-medya üçgeninde bugün tanık olduğumuz kirlenmeyi görmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Yıllardır her fırsatta tekrarladığımız çağrımızı bir kez daha yinelemek istiyoruz; Yaşamakta olduğumuz bu çarpık sürece son vermek için, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen “Gazetecilik Meslek Yasası”, teknolojik gelişmeler dikkate alınarak yazılı basının yanı sıra görsel, işitsel ve elektronik medyayı da kapsayacak şekilde günümüz koşullarına uygun olarak mutlaka çıkarılmalı. Böyle bir düzenleme fikir özgürlüğünü kısıtlayıcı değil, tam tersine haber alma özgürlüğünü gerçek anlamda hayata geçirmeyi sağlayıcı nitelikte olmalı” dedi.

DARBE DÖNEMİNDE ÇIKARILAN KISITLAYICI MADDELER KALDIRILMALI

Filizkan “Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan ve darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler kaldırılması gerekliliktir. Avrupa Birliği uyum süreciyle başlayan yargı reformu kapsamında, hukuk ve ceza alanındaki temel kanunlarda bazı değişiklikler yapılsa da ifade ve basın özgürlüğü alanını kapsayan değişiklikler, dilediğimiz düzeyde olmamıştır. İfade ve basın özgürlüğü konusunda hala mevzuattan ve uygu lamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır. Gazetecilerin yazdıkları yazılar ve haberler nedeniyle tutuklanabildiğine, mahkemelerde ağır ceza tehdidi ile karşı karşıya kaldığı bir gerçektir. Kamunun haber alma özgürlüğü adına görev yapan basın mensuplarının, yine kamu görevi yapan güvenlik güçlerince engellenmesi, mesleğimiz açısından üzüntü vericidir ve asla kabul edilemez. Basın çalışanları tarihin her dönemin de çeşitli baskı ve saldırılara uğramış, suikastlarda öldürülmüş, ama boyun eğmemiş, doğru ve tarafsız habercilikten vazgeçmemiştir.” 

Filizkan “20 Haziran 1952'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştır. Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, zamanla bir, bir değiş tirilmiş ve birçoğu geri alınmıştır. Bu yasanın günümüz koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi, toplumumuzun bir ihtiyacı haline gelmiştir. Basın İş Kanunu yeniden ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde düzenlenmelidir. Bu kapsamda istihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan internet haber siteleri desteklenmeli, bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız yeni düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalıdır.

Yıpranmada basın kartı sahibi olma şartı” mutlaka kaldırılmalıdır. Gazetecilik mesleği basın kartı sahibi koşuluna bağlı olmadan yapılan ağır ve tehlikeli bir iş olarak kabul edilmeli, gazetecilere basın kartı sahibi olsun veya olmasın anayasal sosyal güvenlik hakkının sonucu olan fiili hizmet süresi zammı geri verilmelidir.”

TASARRUF TEDBİRLERİ BASIN SEKTÖRÜ İÇİN ESNETİLMELİ

Manisa Gazeteciler Cemiyeti başkanı Ali Filizkan “Tasarruf tedbirleri başlığı altında alınan karar şöyle; ‘Kamu kurum ve kuruluşlarının basını izleme ile ilgili birimleri ve kütüphane dokümantasyon merkezleri hariç hiçbir şekilde günlük gazete alımı yapılmayacak, görev alanı ile ilgili olmayan yayınlara abone olunmayacak.’

Bu karar, zaten zor durumda olan Anadolu Basınına vurulan yeni bir darbedir. Büyük fedakârlıklarla ve düşük bütçelerle halkın haber alma özgürlüğü adına görev yapan yerel basın kuruluşlarımız, bu kararla tiraj kaybetmekte ve ekonomik anlamda daha da zor bir döneme girmiştir. Manisa Gazeteciler Cemiyeti olarak kararın yeniden gözden geçirilmesini ve kararın basın sektörü için esnetilmesini bekliyoruz.”

CEMİYETLER BİRLEŞMELİ

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Bunu görmezden gelemeyiz. Türkiye’nin, siyasi görüşlerin bir yana bırakılarak birliğe ihtiyacı var. Kutsal bir emanet olan ülkemize iş birliği içinde sahip çıkmalıyız.  Türkiye’nin düze çıkmasında basın olarak yol gösterici role sahibiz. Siyasi düşüncelerimiz için birbirimizi kırmadan, ‘yurt sevgisi’ ile tek bir görüş etrafında toplanmalıyız. Yurt genelindeki çeşitli adlarla kurulan ve sadece koltuk uğruna ortaya çıkan Gazeteci meslek örgütleri güçlü olması adına bir çatı altında toplanmalı. Çünkü Basın olarak ta Ciddi bir çürüme ile karşı karşıyayız. Basın hiçbir dönmemde bu kadar paranın emrinde olmamıştı. Gazeteciyiz demekten utanıyoruz. Çünkü bizi, gazeteci etiketiyle ekranlara çıkan, ancak perde arkasında kirli çıkar ilişkileri kuran insanlarla aynı kefeye koyuyorlar. ” Bu imajı silmeliyiz.

Basın ilkelerine göre mesleklerini tarafsız bir şekilde yerine getiren tüm arkadaşlarımızın 113 yıldönümü olan 24 Temmuz Gazeteciler gününü yönetim kurulu olarak buruk kutladığımızı belirtiyor. Yurt genelinde her onlarca gazetenin kapanması. Türkiye genelinde yüzlerce çalışan gazetecinin işsiz kalması en büyük üzüntümüzdür.”

SANSÜRÜN TARİHÇESİ

24 Temmuz 1908 ‘de II. Meşrutiyetin ilan edilmesi ve Kanun-i Esasi’nin yeniden yürürlüğe girmesinin ardından 1876’da çıkarılmış olan “Sansür Kararnamesi” kaldırılmıştı. Bu karar ile 24 Temmuz gününden itibaren gazeteler sansür memurları tarafından incelenmeden çıkarılabilecekti. Gazetecilerin ve basının özgürlüğünü ilan eden ve Ahmet Cevdet ile Mihran Efendiler’ in “Gazeteler hürdür; Basın özgürdür” sözleriyle önem atfettikleri bugün 1946’da Gazeteciler Cemiyeti kurulduğunda Falih Rıfkı Atay’ın önerisi ile “Türk Basınından Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı” olarak ilan edilmişti. 24 Temmuz 1946’dan günümüze ise bugün 24 Temmuz’u 75. geleneksel “Gazeteciler Günü” olarak kutlamaktayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.