Üretici desteklenirse gıda krizi yaşamayız

Son dönemde birçok gıda ürününde fiyatlar anormal derecede arttı. Market raflarında kimi ürünler kısıtlı sayıda satılmaya başlandı. Vatandaş pahalı da olsa almak mecburiyetinde olduğu ürünleri azar azar alırken, bu kez de et ve süt konusunda kriz yaşanacağı haberleri dolaşmaya başladı. Tarımda ve hayvancılıkta iyi bir konuma sahip Türkiye’de gıda krizi yaşanır mı korkusu oluşurken, konunun uzmanları kriz yaşanmayacağını ancak üreticinin elinden tutmanın şart olduğunu dile getirdi. Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Evren Yar, tarımda gübre fiyatlarının, hayvancılıkta da yem fiyatlarının mart ayından bu yana yüzde 300 oranında arttığını söyledi. Buna karşın gıda krizi yaşanmayacağını ifade eden Yar, “Ülke çiftçisi üretmekten, hayvancısı yetiştirmekten kaçmaz, yeter ki onlara destek verilsin, ürettiği ürünler para etsin.” sözleriyle yetkililere uyarıda bulundu.

Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Evren Yar, Türkiye’de artan fiyatlar ve gıda krizi üzerine önemli açıklamalar yaptı. Bütün bu yaşanan olumsuz gelişmelerin temelindeki faktörün ekonomi olduğunu belirterek sözlerine başlayan Yar, sorunların birbirine zincir şeklinde bağlı olduğunun da altını çizdi.

“KÖYLERDE YETİŞTİRECEK İNSAN YOK”

Gıda sektöründeki sıkıntıların herkes tarafından bilindiğini ifade eden Yar, “Ancak bu soruna palyatif bakmamak lazım. Her sorun bir sonraki sorunu doğuruyor. En yakın zamanda hasadı yapılan zeytinden örnek vereyim. Zeytinde hasat yapacak işçi bulunamadı bu yıl. Manisa’da şehirde işsizlik kol gezerken, köylerde de işçi bulamama sorunu var. Bunun en büyük nedeni köylerin boş kalması, köydeki nüfusun 60 yaş ortalamasında olması, gençlerin köyleri terk etmesi. Köylerin boşalmasının ana nedeni de ekonomi. Yıllardır ithalat sopasıyla dövülen çiftçi ekonomik zorluklarla boğuşuyor. Çiftçi kırsalda tarımdan kopmak zorunda kaldı. Bundan 20 yıl öncesinde 900 bin dekar tütün ekiliyordu. 450 bin dekar pamuk vardı. Bugüne geldiğimizde tütün alanları 200 bin dekarların altına, pamuk alanları ise 25-30 bin dekarlara düştü. İthalat sonucu oldu bunlar.” dedi.

“GİRDİ FİYATLARINDA ANORMAL DERECEDE ARTIŞLAR VAR”

Tarımda üreticinin belini büksen en önemli etkenin girdi maliyetleri olduğunu ifade eden Yar şunları aktardı: “Artan girdi fiyatları ayrı bir dert. 2021’in mart ayında 170 TL’den satılan üre gübresi bugün 800 lira civarında. Mazot fiyatları herkesin malumu. Tarımsal ilaçlar keza öyle. Ancak çiftçinin ürettiği üründe bu denli bir artış olmadı. Manisa ovasının en önemli ürünü üzüm. Üzümde hala 2021 yılı rekoltesi belli değil. Bu yıl ne kadar üzüm hasat edildiğini bilmiyoruz. Oluşan fiyatlar da 2020 yılı fiyatları. Oysa girdilerdeki artışlar inanılmaz derecede yükseldi.”

“İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN DE PAYI VAR”

Tarımda yaşanan ve gıda krizine yol açabilecek sıkıntıların bir kaynağının da yaşanan iklim değişiklikleri ve kuraklık olduğuna dikkat çeken Yar, yıllarca konunun uzmanları tarafından uyarılar yapıldığını ancak dikkate alınmadığını savundu. Başkan Yar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Marmara gölü kurudu. Ülkenin en çeşitli ekosisteminin olduğu bir alan kurudu. Önümüzdeki dönemde de Demirköprü Barajı’nı bu tehlike bekliyor olabilir. İklimin bu denli değişmesini kişilere yüklemek doğru değil belki ama iklim değişikliğine uygun tarım politikası belirlemek kişilerin görevi. Yani Tarım Bakanı’nın görevi. Manisa Ovası’nda tarla bitkileri içinde mısır ana ürün konumuna geldi. Ama mısır çok fazla su ister. Keşke bunun yerine pamuk ya da ayçiçeği yaygınlaştırılsa. Mısır 10 birin suyla yetişirken pamuk 3 birim, ayçiçeği 1 birim suyla yetişebilir. Vahşi sulama da devam ediyor Manisa’da. Bu da büyük risk oluşturuyor su kaynakları konusunda.”

ET VE SÜT KRİZİNİ NELER TETİKLER?

Hayvancılıkta da bir dönem ithalat ağırlıklı politika izlendiğini ve bu politikanın hem yerli üreticiyi bitirdiğini hem de ülkedeki paranın yurtdışına gittiğini söyleyen Yar, “Yerli çiftçi sürekli dışlandı. Ekonomik anlamda bitme noktasına geldi. Şu anda kurdaki yüksek seyir nedeniyle ithal etme konusunda bir nebze yavaşlama olabilir. Ama yerli çiftçiyi geliştirmek için, hayvancılıkta gelişimi sağlamak için öncelikle yem bitkilerini desteklemek gerekiyor. Süt üretiminin artırılması lazım. Süt üretimi yoksa et üretimi de yok demektir. Yani dişi hayvan üretimi varsa hem süt üretimi vardır, hem de yavru vereceği için et üretimi de var anlamı taşır. Ayrıca üstle ilgili fiyatlarda bir makas var. Üreticiden alınan ürün çok ucuz, markette satılan ürün çok pahalı. Bu büyük bir handikap. Dişi hayvanlar kesime gidiyorsa et krizinin, süt krizinin olması kaçınılmazdır. Ülkemizde de özellikle şu dönemde dişi hayvanların kesimi konusunda bir artış var. Buradan yola çıkarak hayvancılıktan vazgeçildiği anlamını çıkarmak mümkün. Üreticinin vazgeçmesinin temelinde tarımda olduğu gibi yüksek girdi fiyatları var. Bir kilo yem bir kilo sütten pahalıysa üretici üretmekten vazgeçecektir. Hiç kimse bu şekilde üretim yapmaz. Süt fiyatlarının ciddi anlamda desteklenmesi lazım. Et fiyatları şu anda yüksek. Karkas etin kilogramı 65 lira civarında. Marketlerde kemiksiz et fiyatları 90-110 arasında değişiyor. Bu şekilde devam ederse yılbaşında etin kilogramı 150 TL’ye kadar çıkabilir. Bu da et bulamamaktan kaynaklanan bir sıkıntı olarak karşımıza çıkacak.” ifadelerini kullandı.

“GEREKEN DESTEK VERİLİRSE BU ÜLKEDE GIDA KRİZİ YAŞANMAZ”

Gıda fiyatlarının bu denli yüksek olmasında üreticinin kazanç anlamında bir payı olmadığının altını çizen Yar, ülkede gıda krizinin yaşanıp yaşanmayacağı konusunda şu ifadeleri kullandı: “Türkiye 4 mevsimin bir arada görülebildiği, her türlü ürünün rahatlıkla yetiştiği ender coğrafyalardan biri. Ülkemizde gıda krizi yaşanacağını sanmıyorum ancak üreticiyi destekleyip teşvik etmek, sorunun en önemli çözümü olarak karşımızda duruyor. Ülke çiftçisi üretmekten, hayvancısı yetiştirmekten kaçmaz, yeter ki onlara destek verilsin, ürettiği ürünler para etsin.” 

Burhan AKDEMİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.