Hani uçuyoruz deniliyordu ya! Meğerse uçurumdan aşağı uçuyormuşuz. Durum sandığımızdan daha da vahimmiş. Çaresi, şükür, sabır, acıyı bal eylemek. Sakın bunları ben söylüyorum, yersiz yere muhalefet ediyorum falan sanılmasın, bizzat sayın bakanlar söylüyor. Vah ki ne vah!

Öncelikle hemşerimiz Ticaret Bakanı Sayın Ruhsa Pekcan’ın cevaplarından söz edelim. Malum Partili Cumhurbaşkanlığına geçtiğimizden bu yana TBMM’nin halktan aldığı denetim yetkisi neredeyse sıfırlandı. Güven oyu yok, gensoru, bakanlara veya topyekun hükümete güvensizlik oyu yok, düşürme yok, meclis soruşturması açılması neredeyse imkansız bir oy çoğunluğuna bağlandı. Meclis araştırmaları deseniz iktidar ve stepnesi parti milletvekilleri tarafından içeriğine bakılmaksızın anında reddediliyor. Geriye, milletvekillerinin bakanları sorgulayabilecekleri bir tek soru önergesi hakları var. Onu da çoğu cevaplamıyor zaten, çünkü yaptırımı yok. Sorulara usule uygun, mertçe cevap veren sayın bakanlar tebrik ediyorum.

 Efendim ben görmedim ama bazı marketlerde, bebek mamaları üzerine alarm takılmış. Tıpkı rakı şişeleri, çoklu jilet paketleri ve yükte hafif pahada ağır diğer ürünlerde olduğu gibi. Fiyatları da ateş pahası yanına yaklaşılmıyor. Bir CHP’li vekil de bebek mamalarındaki bu fahiş fiyat artışının sebebini Ticaret Bakanından sormuş. Sayın Bakan hiç kıvırmamış, verdiği yazılı cevapta fiyat artışlarının dövizdeki olağan dışı yükselişten kaynaklandığını mertçe itiraf etmiş. Kıvırabilirdi de. Diyebilirdi ki; pandemiden dolayı ithalatta zorluklar var üretim daraldı, talep arttı bu yüzden fiyatlar yükseldi. O doğru olanı yaptı hem de “dolarla mı maaş alıyorsunuz” diye soran sayın bakanla ters düşme bahasına doğruyu söyledi. Demircili olarak gurur duydum.

Şimdi diyecekler ki; siz bebek mamasıyla mı beslendiniz? Hayır! Elbette ki değil, biz büyürken annelerimiz mama yapar içine de birçok besleyici vitamini bol, sebze, meyve ezer koyardı. 12 yaş küçüğüm kız kardeşim büyürken izlerdim, pirinç unu bile paketle alınmaz elektrikli kahve değirmeninde kendimiz öğütürdük. O zaman her şey doğaldı, hormon bilinmez, suni gübre sebze meyvede kullanılmazdı. Sütümüz kapıdan hilesiz alınırdı, hayvanlar da suni yem hormonlu gıda yemezler tamamen doğal beslenirlerdi. Sabah programlarında diyetisyenler, hocalar birer birer televizyonlara çıkıyor hem yetişkinlerin hem bebeklerin nasıl sağlıklı besleneceklerini ballandıra, ballandıra anlatıyorlar. Her geçen gün de yeni bir ürün mucize gıda diye tanıtılıyor. Son günlerde revaçta olan avokado ve ejder meyvesi, bir iki sene önce de altın çilek modaydı. Her derde deva Amasya elmasının adı bile yok. Fiyatlar da el yakıyor. Gazipaşalı bir üreticimiz tropikal bir bitki olan ejder meyvesini üretmeyi başarmış, komşuları da üretiyor artık. Geçen gün pazarda gördüm tanesi 30-35 TL’ye satılıyor, 100 gram bile gelmez. Satılıyor mu? Diye sordum “herkes bir günlük bile olsa saraylılığa özeniyor, başka şeyden kısıp alıyorlar” cevabını aldım. Şahsen ben almam ejder meyveli smoothy içmezsem ölmem, içersem de boyum büyümez. Şimdiki analar bu fiyatlarla nasıl kullansınlar? Zaten çoğu çalışan kadın mecbur alıyorlar hazır mamaları.

Bir diğer büyük gaf da çalışma bakanından geldi. Hanımefendi diyor ki; emeklinin arkasındayız. Şu kadar para ödedik falan deyip pot üstüne pot kırıyor. Yahu sen kimin parasını kime ödüyorsun da bunu reklam ediyorsun. O para benim param, tam 39 yıl boyunca kuruş, kuruş ben sana ödedim, işyerim de ödedi, şimdi ödediğim parayı kanunlara göre kısmen bana geri ödüyorsun. Bu senin bana ve tüm çalışanlara taahhüdündür. Ne kadar ömrüm kaldı bilemem ama ödediğim paranın tamamını alacak kadar yaşar mıyım Allah bilir.

Demek ki durum sandığımızdan daha vahim meğerse emekli maaşını ödeyemeyecek noktaya gelmişiz de parayı bulunca sevinip reklamını yapıyorsunuz. Birileri ben dolara bakmam diyor ama vatandaşın haline de bakan yok.

Sayın Akşener 70 cente muhtaçken bile emekli maaşı konu edilmedi diyor. Bu sözü söyleyen rahmetli Süleyman Demirel’di. Rahmetli Ecevit bu sözü çok kullandı zaten Hükümeti eleştirecek başka da argümanı kalmamıştı. Bilmeyenler için işin aslını anlatayım.

1979 ara seçimleri ve üçte bir senato yenileme seçimlerinde Adalet Partisi %54 CHP %29 oy aldılar. AP ezici bir farkla seçimi kazandı. Merhum Ecevit, sonuçlar meclis aritmetiğinde çoğunluğu değiştirmese bile, millet bize muhalefet görevi verdi diyerek istifa etti. Ülke yangın yeriydi, Ecevit’in Güneş Motel hükümeti ülkeyi yokluklar ve kıtlıklar ülkesine çevirmişti. Gaz, tüpgaz, yağ, sigara, akaryakıt, şeker ve daha birçok üründe arz talebi karşılayamıyordu, karaborsa ve kuyruklar almış başını gitmişti. Döviz darboğazı had safhadaydı. Demirel MHP, MSP, GP ve bağımsızların desteğiyle azınlık hükümeti kurdu. Ekonomik istikrar paketiyle kısa zamanda yokluklara son verdi. Hergün bizzat il valilerinden temininde güçlük çekilen malları sorguluyor ve eksikler anında gideriliyordu. Yokluklar ve kuyruklar kısa zamanda giderildi ama döviz darboğazı devam ediyordu. Bu arada Suudi Arabistan hükümeti hac kotası getirdi. Bu hükümetin de işine geliyordu. Başta MSP olmak üzere hükümetin dış destekçileri ile AP gurubu Demirel’i hac kotasını kaldırtmadığı için eleştiriyorlardı. Demirel dış ortaklarını ikna etmekte gecikmedi. Yaptığı gurup konuşmasında da “biz 70 cente muhtaç haldeyiz siz neyin peşindesiniz” diyerek döviz darboğazına işaret ediyor ve milletçe kemer sıkmanın gereğini dile getiriyordu. Nitekim üç ay içinde enflasyon düşmeye başladı, yokluklar kalktı, üretim arttı, dövizdeki ikili fiyat yok oldu ve bulunabilir hale geldi. Ekonomi düzlüğe çıkmaya başladı ama ne yazık ki 12 Eylül darbesi önlenemedi, çünkü Hükümet ekonomiyle uğraşırken anarşi ve terörü önlemekle görevli olanlar maalesef “şartların oluşmasını bekledi”.

Sayın İlhan Kesici aylar öncesinden ekonomide karakışın gelmekte olduğunu söylemiş ilgilileri uyarmıştı. Ne yazık ki dinleyen olmadı, hala halk masallarla uyutuluyor. Maalesef durum sandığımızdan daha vahimmiş. Yazık!

Yazımızı merhum Demirel’in sözüyle bitirelim: “Boş tencerenin düşüremeyeceği hükümet yoktur”. Örnek arıyorsanız 79 ara seçimlerine bakınız. Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
M. Ün. 1 hafta önce

AKP nin istismar ettiği 70 Cent olayının izahı güzel olmuş 5. Millet Vekilliğinin 5ini 50 senatorlugun 33 nu Kaç Belediye aldığımızı şu an hatırlayamadım. Ama ezici rakamdi. CHP nin de durum karşısında istifası da Siyasî adapti. Tebrikler Baskanim.

Avatar
Aydemir akkayaoğlu 1 hafta önce

Sana katılıyorum.önce,köhnemiş parlementer sistem sonra askeri vesayet arkasından yargı vesayeti daha sonra sendika,odalar ve dernekler vesayeti yaşadık büyük bedellerde ödedik.amma Cumhurbaşkanlığı bakanlık sistemini önceleri destekliyordum gel görkü durum felaket isyan edecek noktaya geldim.ne asker ne polis bekçi devletine döndük yargı martı kalmadı parlemento hükümet kalmaďı denetim diye birşey hak getire saray var ikide sözcüsü biri kalın biri ince olamaz böyle yönetim.oldu saddam yaptı kaddafi yaptı.ben devletini bayrağını milletini seven insanım.yolun sonu göründü.çok üzülüyorum.adam içkiyi maliyetinin 10 misli fiyatına satana birşey yapmıyor.içene azap çektiriyor aynı şey sigara için geçerlidir.devlet adil olmalı ADAM gibi denetim yapmalıdır.bıktık yazıklar olsun.dolar 2 TL idi şimdi 8 TL utansınlar.ben 1997 yılında 1500 dolar alıyordum şimdi 830 dolar neyi kime anlatıyorlar.çok ayıp.